MEB Torba Yasa Taslağına karşı eylemlilik çağrısı

MOBİL REKLAM ALANI
16.09.2019
333
A+
A-

“Milli Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” sessiz adımlarla şekillenen, dershane savaşlarıyla olgunlaşan bir sürecin finalidir.

Hükümetin dershane düzenlemesinde işler şişeden cin çıkarır gibi sürprizleriyle bütün eğitim camiasını, sendikaları, eğitime taraf milyonları sarsan bir skandala dönüşmüştür. Dershanelere ihtiyaç olmayan bir sistem geliştirmek yerine onlarla kavga etmeyi tercih edilmesinin sorumlusu eğitim camiası değildir. Bizler dershanelerin ihtiyaç olmadığı bir eğitim sistemini istemekteyiz. Sistemi dershanelere ihtiyacın azalacağı, kendiliklerinden kapanacağı bir yola oturtmak mümkündür. Bir zümrenin zincir dershaneleriyle hesaplaşmak adına tüm eğitim camiasına bedel ödetmeye kimsenin hakkı yoktur.

ARA REKLAM ALANI

Büyük suistimallere ve keyfiliklere kapı aralayacak şekilde TBMM ye sunulan bu tasarı baştan sona haksız uygulamalara, eğitimin tümden siyasallaşmasına neden olacak bir tasarıdır. Bu tasarı hukukun askıya alındığının resmidir.

Tasarı yasalaşırsa Müsteşar hariç il milli eğitim müdürleri dahil en üst yöneticiden başlayıp okul müdür yardımcısına, öğretmene hatta yurt içi ve dışı görevlere, komisyonlara kadar yapılacak tüm atamalarda iktidara yakınlık gözetilecektir. “Benim idari görevim yok beni ilgilendirmez” diyenler de yandaş idarecilerle kuşatılıp baskıya uğradığında uykudan uyanır.

Bu taslak bizi kazanılmış haklarda en az 15 yıl geriye götürmekte iken her eğitim çalışanını sözleşmeli kılacak yolun da başlangıcıdır. Milli Eğitim teşkilatını iktidarlar değiştikçe siyasete göre yeniden dizayn edecek bu tasarı kabul edilemez. Eğitim sistemini siyasi çıkarlardan bağımsız ve sürdürülebilir bir netliğe kavuşturma hayalimiz, bakanlığın partilerin eğitim koluna dönüşmesiyle son bulmamalı.

Bu radikal değişikliklere yalnızca okul müdürleri, müdür yardımcıları penceresinden bakan, kendi idarecisinden memnun olmadığı için tasarıdan memnun olanlar büyük yanılgı içindedir. Birilerinin adamı olduğu için idareci atanmış olduğu bilinen, liyakati tartışmalı, personeline düşman amirlerine yandaş okul idarecilerinin 4 yıllar geçse görevde kalacağı, adil, demokrat, vicdanıyla bağımsız idarecilerin görevden alınacağını görmek gerek.

Bakanlığın üst düzey yöneticilerinden başlayarak okul idarecilerine oradan da tüm öğretmenlere yansıyacak bir baskı dönemine girmek üzereyiz. Devlet memurluğunun sürekliliği, liyakati yerine seçilmiş iktidar değiştikçe el değiştirecek bir kölelik düzeni inşa edilmektedir. Atamalardaki torpilin görevden almalarda tehdide dönüşeceği açıktır. Devlet memurluğu bitecek, hükümet memurluğu getirilecektir.

Bu taslak yalnız idarecilerin sorunu değildir, öğretmen atamalarından kadroya, devlet arazilerinin peşkeş çekilmesinden bakanlık bütçesiyle özel okul işletmeye, TTK’nın tamamen siyasallaşmasından devlet memurlarını sindirmeye kadar pek çok başlıkta derin tehlikeler söz konusudur.

Eğitim camiası başta olmak üzere ülke gündeminde de eksik ve yanlışlarıyla tartışılan kanun taslağını başlıklar halinde ele almak gerekir:

BU TASARIYA GÖRE:

İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLERİ ÖĞRETMEN OLARAK GÖREVLENDİRİLEBİLİR

Öğretmenlerin geneli üzerinde etkili olmaz sanılan ilk hüküm il milli eğitim müdürlerine ilişkin. Buna göre halen görevde olan milli eğitim müdürleri öğretmenliğe dönebilirler. Bizim 13 defa görevden alınıp her seferinde mahkeme kararı ile geri dönen Erzurum2un aralıklarla İl Milli Eğitim Müdürü Fevzi BUDAK Kanunu dediğimiz bir maddedir.

Bu maddenin aynen yasalaşması durumunda milli eğitim müdürleri devletin değil hükümetin memuru olma baskısıyla karşılaşacaklar, personele de aynı baskıyı yansıtacaklardır. En tepeden başlamak şartıyla şube müdürlerinden okul müdürlerine, öğretmenlerden memur ve hizmetlilere kadar zincirleme bir YANDAŞLIK amaçlanmıştır.

İDARECİLERİ VALİLER ATAYACAK

Okullara müdür ve müdür yardımcısı atamasında yazılı ve sözlü sınavlardan vazgeçiliyor. Tekliflere göre okullara görevlendirmeyi sınav gibi bir uygulama olmaksızın Vali yapacaktır. Vali 4 yıllığına görevlendirme yapacak, dilerse uzatacak dilemezse görev düşecektir. Süreden önce görevden alma şartları da ayrıca yönetmelikle belirlenecektir.

Giderek siyasallaşan, siyasi erkin de “benim valim” diye nitelediği Türkiye Cumhuriyeti Devleti Valileri okullara müdür yardımcısı atayacaktır. Bir valinin ildeki okullara atayacağı idarecileri tespitinde hangi kriterlere uyacağı, bu isimler hakkında kanaati nasıl edineceği, yüzlerce okula nasıl doğru atama yapacağı tartışma konusudur. Sorumlu oldukları başka hiçbir kurum, iş, temsil görevi olmasa dahi kendi başlarına karar verebilmeleri olası değildir.

Örneğin Sayın Hüseyin Avni Mutlu’nun İstanbul’daki 3109 okula atanacak okul müdürünü, müdür yardımcısını başvuru sahibi on binler içinden seçebilmesi nasıl mümkün olabilir? İl Milli Eğitim Müdürlerinin oluşturacağı listelerin objektif hazırlanacağına kim inanabilir? Bir takım listelerle kendilerine yardım edileceğini öngörmekteyiz. Listeler savaşından devlet en çok da valilerimiz yıpranır.

YÖNETİCİLİK 4 YIL SONUNDA UZATILMAZSA DÜŞECEK

Kanun yürürlüğe girdiği tarihte 4 yıl ve üzeri sürelerle okul müdür ve yardımcısı olanların görevleri, ‘hiçbir işleme gerek kalmaksızın’ sona erebilecek. 2013-2014 eğitim öğretim yılının bitiş tarihi itibariyle 4 yıllık süreyi bitirmiş olanların da görevi sona erecektir.

Bu demek oluyor ki bakanlık açılabilecek davaları kaybedeceğini biliyor, ön alıyor. Boşanmaya gerek kalmadan nikahın 4 yılda düşmesi, nafaka gerekmeden eşi başından atmak gibi bir yaklaşımdır.

Her idarecinin görevinin biteceğini sanmak saflıktır. 4 yıl boyunca cici müdür olanların görevi elbette uzatılacak, biat etmeyenleri görevden alma zahmetine dahi girilmeyecek, iptal edilebilecek idari bir işlem olmadan görev otomatik olarak düşecektir. Göreve geldiği andan itibaren 4 yıl sonrasını düşünmeye başlayan bir müdürün adil olmaktan çok kendisini atayana sadık olmak dışında seçeneği olmasın istenmektedir. Yandaşlık ve torpili müdürden aşağıya yaymanın formülü de budur. Sendika tercihinden başlayarak idareci olunan kurumda BİR SENdikaya üye yapılan öğretmen sayısı dahi etkili bir tehdide dönüşebilir.

YÖNETİCİ ROTASYONU KALKIYOR

Yöneticilerin performansa göre rotasyonundan vazgeçiliyor. Yeni düzenlemede sadece hizmet süresine ve isteğe bağlı olarak yer değiştirme yapılacaktır. Bu düzenleme şu unvanları ilgilendirmektedir: İl Milli Eğitim Müdürü, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı, İlçe Milli Eğitim Müdürü, İl ve İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü, Eğitim Denetmeni, Okul ve Kurum Müdürü, Müdür Başyardımcısı ve Müdür Yardımcısı. Kimi idarecinin güzel okullarda sınırsız görev yapması, kimisinin de kıyı köşe sürünmesi olasıdır. Tartışmalı olan rotasyonu “amirin keyfine bağlı” sürgüne dönüştürecek olan bu maddeye tamamen karşıyız.

6 YILLIK DERSHANE ÖĞRETMENİ KAMUYA

Dershanelerde en az 6 yıl çalışmış olan öğretmenler, kamuda öğretmen olma şartlarını taşıyorlarsa KPSS’ye girmeden bakanlık tarafından sözlü sınava alınacaklar. Sözlü sınavı geçenler de öğretmen olarak atanabilecekler, Halk Eğitim Merkezleri’nde çalışabilecekler. Yıllardır atama bekleyen yüz binlere kırk takla attıran atama sitemini delecek olan bu madde Anayasamızın eşitlik ilkesine aykırıdır, hak gaspıdır. Diğer yandan dershane öğretmenlerinin kayıt dışı da çalıştırıldığı, dönemsel olarak işe alınıp çıkarıldığı da gerçektir. Kadrolu öğretmen olarak atanmanın bunca güç olduğu dönemde nesnel olmayan ve suistimale açık şekilde kadro aktarımının gerekçesi olamaz.

Bu tasarıyla atanmayı bekleyen 350 bin öğretmen varken sınavsız şartsız 40 bin öğretmeni sırf kendi yandaşı ve adamı diye kadroya almak alın teri döken bu 350 bin insanın emeğini çalmak demektir. Allah kul hakkını asla affetmeyeceğini söylemektedir. Bu tasarıyı hazırlayan ve tasarıyı kabul edeceklerin üzerinde atanmayı bekleyen bu insanların vebalini taşıyacaklarını unutmamalılardır.

STAJYERLİK 2 YIL VE TERBİYE DÖNEMİ

Kanun taslağına göre stajyer öğretmenlik 2 yıla çıkarılıyor. İki yılın sonunda yapılacak sınav ve sözlü sınav sonucunda “başarısızlık” söz konusuysa iki yıllık hizmeti çöpe atacak şekilde memuriyet sona erebilecek. Eğitim fakültelerini yüksek puanlarla kazanıp başarıyla bitiren, KPSS engelini de aşan, alan sınavının da hakkından gelen, 2 yıl boyunca derse giren bir ÖĞRETMEN’i yine sınava alacak olanların uzmanlığı nedir? Stajyerliği kaldırmayanlar bu başarısız öğretmeni 2 yıl boyunca tepe tepe kullanmış, derse sokmuş, hizmet almış olmayacaklar mı? Yeni atanan bir öğretmen ilk günden sendikaya üye olabilmekte, 1 yılın sonunda özrü kapsamında tayin olabilmekte iken “misafir” saymak da nereden çıktı? Olsa olsa aba altından sopa göstererek terbiye etme şeklinde açıklayabileceğimiz bir adımdır.

Öğretmen olmanın hayalini kuran çalışan sınavda başarı sağlayan ve atanan bir öğretmenin iş güvencesini elinden almak yapılabilecek en büyük hatadır. Ya iktidardan yanasın ya da dışarı denilmektedir. Ama bu tasarı zaten var olan gerginliği zirveye taşıyacak ve eğitimde huzursuzluklara yol açacaktır.
Maddenin bu haliyle yasalaşmaması adına taraf olacak, tüm aday öğretmenlere de hukuki destek sunacağız.

DERSAHANELER DEVLET KESESİNDEN OKULLAŞACAK

Taslağa göre tüm dershaneler 1 Eylül 2015’e kadar dönüşümlerini tamamlamak zorunda olacaklar. Bu tarihten sonra sınava hazırlayan kurumlar açılamayacak, devam ettirilemeyecek, bir çoğu yer altına inecek. Açık liseye dönüşenler de 2017-2018 eğitim öğretim yılına kadar açık kalabilecek.

Dönüşecek dershanelere, ‘arsa teşviki’ verilecek. Diğer teşvikler yönetmelikle belirlenecek. Yönetmelikler ‘öğrenci başına eğitim öğretim desteği’, ‘vergi indirimi’, ‘düşük maliyetli kredi’, ‘sigorta primi desteği’, ‘KDV istisnası’, ‘Yatırıma destek (bina inşası, donatım gibi)’ teşvikleri verilecek. Yine çıkarılacak yönetmelikle tüm özel okullarda okuyan 1, 5 ve 9. sınıf öğrencilerine destek verilecek. Dönüşümdeki kriterler de yumuşatıldı. Alkollü satış yapılan yerlerin eğitim kurumlarına uzaklığı, alan, bina ve bahçe gibi ayrıntılarda aranan kriterler azaltılacak.

Özel okula dönüşecek olan dershanelere yapılacak olan maddi yardım ve kaynakların kendi eğitim sistemimize aktarılmaması abestir. MEB’ in bu konudaki sorumluluğu bakanlığa bağlı okulların ihtiyaçlarını karşılamaktır. Özel okullara ve özel okul olma sözü veren dershanelere devlet kaynaklarını peşkeş çekmek değildir.

BAKAN ÖĞRETMENİ NAKLEN ATAYABİLECEK

Bazı okullara öğretmen ve yönetici atamasını aracısız doğrudan bakan yapacaktır. Buradaki öğretmen atamasından kasıt ilk defa atama değil, çalışan öğretmenlerin naklen atanmasıdır. O okular şu şekildedir:

– Yurt içinde veya yurt dışında, yerli veya yabancı kurum ve kuruluşlarla veya başka ülkelerle işbirliği anlaşması çerçevesinde kurulan ve ulusal veya uluslararası proje yürüten okul ve kurumlar,

– Bakan onayı ile proje okulu olarak seçilen ve belirli eğitim reformu ve programlan uygulanan okul ve kurumlar ile Bakan onayıyla doğrudan Bakanlık merkez teşkilatına bağlanan kurumlar.

Atanma kriterleri yerine atama yetkisini belirleyen bu madde üst düzey torpil parantezidir. Bakanların ulufe dağıtabilmesi için oluşturulmuştur.

TTK ETKİSİZLEŞTİRİLİYOR

Milli Eğitim Politikalarımızı oluşturmak gibi çok önemli bir gerekçeyle kurulmuş olan Talim Terbiye Kurulu bütçesi ve kadrosuna rağmen giderek işlevsizleşmiş, siyasallaşmıştır. Asli görevine uygun olarak çalıştırılması ve özgürleştirilmesi gerekirken yeni taslağa göre bakanlığa yama bir danışma kuruluna dönüştürülecektir. Eğitime dair her türlü kararın eğitimci olmayan kişiler tarafından alındığı, tüm bakanlığın tek adama (MÜSTEŞARA) bağımlı yönetildiği bir ortamda “danışılacak TTK” gereksizdir. Bütçesini öğretmen atamalarında kullanmak üzere kapatmak daha samimi ve gerçekçi olacaktır.

GÜZEL ŞEYLER DE OLACAK

Zehir gibi ilacı içine şeker katarak yutturabilirsiniz. Bunca kayıp ve tehlike içeren karanlık taslak içinde atama özür grubu yer değiştirmelerinin senede iki defa yapılması ve uzman öğretmenlik, başöğretmenlik hakları kapsamında kesinleşen mahkeme kararları yüzünden geri ödemelerle muhatap olanların affı söz konusu. Bu noktadaki yorumumuz; bu şekerin bunca acıyı hafifletmeyeceği yönündedir.

***
Özetle:

Sendikamız Anayasa Referandumu dahil çuval ve torba değişikliklere mesafelidir. Aynı torbaya sıkıştırılan onlarca madde içinde iyiler ve kötüler harman edilmektedir. “Milli Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” da böyle bir torbadır. Üstelik tamamı siyasal kaygılarla hazırlanmış, gerçek ihtiyaçlarımıza yanıt vermekten uzak, hukuk normlarının dışında hükümler arasında “iyiyi” bulmakta güçlük çekiyoruz.

Bakanlık; yöneticileriyle beraber bir milyonu aşkın personelin çalışma barışını bozacak bu ucube taslağı sonuçlarını hesaba katmadan meclise yollamış, hata etmiştir. Makamların ve hatta iktidarların geçici olduğu unutulmuş, güncel çıkarlar ve makam kaygıları ağır basmış görünmektedir.

Hatadan dönmek erdemdir. Bu erdemi tasarıyı geri çekerek göstermeniz gerekmektedir. Adına ne denirse densin ister 17 Aralık ister paralel ister cemaat, siyasi çatışmalara eğitimi ve eğitimcileri kurban etmenin gerekçesi olamaz. Bunların hiç biri ülkenin geleceğinin önüne geçemez.

Sendikamız varlık nedeni ilkeler ve tüzüğü gereği bu tarihi yanlıştan dönülmesi için tüm varlığıyla mücadele etme kararlılığındadır. Farklı sendikalarda olmak demokratik bir tercihle açıklansa da, bu tehlike karşısında BİRLİKTE EYLEM KOYMAK tarihi bir görevdir. Bu kapsamda iş bırakma eylemi dahil olmak üzere etkili ve ortak bir karşı duruş için tüm eğitim sendikalarına çağrıda bulunuyoruz. Yasalaştığında protesto etmek için değil, yasalaşmasına engel olmak için tepki gösterelim. Şimdi susan meslek örgütünün sonra konuşmaya hakkı olmaz. Gelin, temsilcisi olduğumuz eğitimcilerin güvenine layık olduğumuzu, egolarımızla, rekabet duygumuzla değil, temsil sorumluluğumuzla hareket ettiğimizi ispatlayalım. Gün bu gündür…

MOBİL REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.