Yılbaşı

MOBİL REKLAM ALANI
17.09.2019
298
A+
A-

Geride bıraktığımız ve dünyada kutlanan yılbaşından neden şimdi söz ediyorum biliyor musunuz? Tabi merak edenler bu yazımı okuyabilirler…

Malum bazı insanlar yılbaşını coşku ve heyecan içinde kutladı. Sanki özgürce dünyaya gelmenin sevincini yaşadılar. Birçok kültürü içinde barındıran İstanbul ise her yılbaşı olduğu gibi yine birçok şeylere şahitlik yaptı.

ARA REKLAM ALANI

Örneğin Nişantaşı’nda gezerken hayatın bolluğuna ve duyduğunuz güvenin ifadesini apaçık görürsünüz. Nişantaşı’nda, caddeye boydan boya serilmiş kırmızı bir halı. Lüks binaların önlerinde dünya küresinin üzerine oturtulmuş ve başları, etekleri hediye paketleri ve çeşitli aksesuarlarla süslenmiş kız mankenler. Otellerin camlarından girmeye çalışan Kırmızı şapkalı Noel babalar…

Nişantaşı’nın sokak ve caddelerine irili ufaklı yıldız şeklinde ışıklandırmalar yapılmış. Sanki gökyüzündeki yıldızlar yere inmiş sanırsınız. Bütün dükkânlar yılbaşı süsleriyle dolu. İşte tüm bunlar Nişantaşı’nda gündüz gözüyle gördüklerimiz. 

Ne denebilir ki? Tabi her uygarlık doğal olarak kendine özgü bir dünya görüşüne sahip ve yeni yılı kendi geleneklerine göre kutlama heyecanı içerisindeler. Nişantaşı’na bir de başka bir gözle bakalım.

Evet, burada yaşayanların çoğu küçük ya da büyük burjuva ailesinden oluşmaktadır. Tabi doğal olarak da kendi uygarlık geleneklerinin tarihsel sahnelerini evlerine de taşımışlar.

Yılbaşı onlar için özel bir gün olduğundan evlerini süslemişler, üzerinde hediye paketlerinin bulunduğu çam ağaçlarıyla donatmışlar. Kırmızının hâkim olduğu süs eşyaları evlere ayrı bir hava vermiş. 

İşte tüm bu çabaların hediyeleşmenin coşkusu ve düşüncenin doğurganlığından olsa gerek, en azından ben böyle düşünüyorum, işte bütün bu çaba, bu görsellik, birçoğunun sadece inançlarının bir gereği olduğuna inanmalarındandır.

Ya da batılılaşmak!

Birçok insan tarafından uygulanan bir tür akorttur bu aslında. Hep böylede algılarız batılılaşmayı. Yaşam kalitesinin burada yüksek olduğuna inanırız birçoğumuz. Böyle olunca da baktığımızda sanki her şey onlardan yana!

Sanki bolluk ve bereket hep onlarda! Her şeyin denk düştüğü, rüzgârın arkalarından estiği bir yaşam diye gelebilir sizlere. Bir de terazinin diğer kefesine bir bakalım. Terazinin öbür kefesinde bir dilim ekmek için yaşam mücadelesi veren insanlarda var içlerinde. Bu insanlar çok uzakta da değil hem de yanı başlarında, içlerinde.

Biliyor musunuz bilmiyorum ama şöyle bir söz geldi aklıma anlatayım. Diyojen’e dünyanın en kötü hali nedir? diye sormuşlar. Diyojen hemen yanıtlamış ve dünyanın en kötü halini ‘fakir olmak’ diye nitelemiş.

Biliyor musunuz?
1564 yılı 1 Nisan’ında ilk şakalar yapılmaya başlanmış ve aynı yıl zamanın Fransız kralı takvimi değiştirmiş ve eski yılbaşı sayılan Nisan 1’in yerine, yeni yılbaşı 1 Ocak olarak kutlanmaya başlanmış.

Her yıl 1Nisan da yeni yılı kutlamaya alışmış olan insanlar ise bu geleneklerini sürdürmüşler ve böylece de 1 Nisan şakası doğmuş oldu.

Bütün bunlara insanın kişisel hayatı açısından bakarsak eğer, demek ki insan, hayatında her zaman döngüsel bir dönem yaşamaktadır.

Öyle ise yeni yıl coşkusunu yaşayamadıysanız eğer, bol şakalar yapın ve kahkahalar atın. Gülmek şakalaşmak parayla olmadığına göre biraz da hayata boş verin. Çünkü hayat bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değil… 

MOBİL REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.