Site Rengi

DOLAR 8,4396
EURO 10,0747
ALTIN 492,32
BIST 1.393
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 35°C
Sıcak
İstanbul
35°C
Sıcak
Pts 36°C
Sal 38°C
Çar 37°C
Per 38°C

Öğrenme ve Bilme Üzerine

REKLAM ALANI
13.09.2019
346
A+
A-

Bu yazı, her şeyden önce, bilmek ve öğrenmek kavramlarının farklı kullanımları olması ve anlamlarının yer değiştirdiğini düşündüğüm için yazılmış bir yazıdır. Burada, bilmekten bahsederken, malumat sahibi olmaktan değil, anlama seviyesinde bilgiden bahsediyorum. Bilgiyi, beceri ve üretip yayma seviyesine çıkartana ise saygı duyuyorum.

“Ya âlim, ya ilim öğrenen, ya dinleyen veya bunları seven ol! Sakın beşincisi olma, yoksa helâk olursun.” Hadisi mucibince medeniyet anlayışımızda ve düşünce dünyamızda öğrenme ve öğretme özel bir öğrenme haiz olmuştur.

ARA REKLAM ALANI

Öğretme ve öğrenmenin neticesi şuur olmalı, fikir yürütebilme becerisine ulaştırmalıdır. Öğrenmenin ilk adımı ben kimim, bu dünyada neden varım olmalı! Öğrendikçe, insan insan olmalı, isyan ve nisyandan kurtulmalı, sonrasında kendini bilmeli ve bulmalıdır.

Bu bahisle ehil ve iyi niyetli olmayana ilim öğretilmez, kaba kendini beğenmiş olandan da ilim öğrenilmez!

Neyi öğrenmeliyiz ve neyi bilmeliyiz konusu bu işin temelini oluşturmaktadır. “Bildiğim bir şey varsa o da hiçbir şey bilmediğimdir” kıvamına gelmemiş bir öğrenme neferi her daim cahil kalmaya mahkûmdur.

Bilmek, öğrenmenin doğal sonucudur. Öğrenmeden bilmek marifet değil, öğrenerek bilmektir marifetli ve kalıcı olan!

Zamanımızda hemen hemen herkes bir şeyler biliyor! Peki, bu bilmenin öğrenmesi nereden, bilginin kaynağı, membaı neresidir? Öğrenme gayreti taşımayan bilmeler, bilmek olmuyor aslında. Bu tür bilgi sahiplerine bilgiç ve ukala deniyor toplumda!

Öğrenmeyi öğrenmek, öğrenmeyi bilmek adımlarını bilmeden, öğrendiğini zannedip bilmek adına konuşmak, öğrenmenin hayat boyu süren bir eylem olduğunu unutarak ezberdeki bilgileri serdetmek kimseyi bilme mertebesine çıkartamaz.

Öğrenme ve bilme işi her işte olduğu gibi bir sistem ister, önceliklerin belirlenip hedefin belirlenmesini ister. Her öğrenme her zaman işe yaramaz, her bilmede hayat kurtarmaz.

Mesnevide geçen bir kıssada bu konu şöyle özetlenir.

Bir nahivci gemiye binmiş gidiyordu.
-Gemiciye bir soru sordu. “Sahip misin nahiv bilgisine”
-Gemici de sordu nahivciye,“Bilmem ki, nahiv de ne? ”
-Dedi ki nahivci gemiciye,“Ömrünün yarısı hiçe gitti desene.”

Aradan zaman geçti, fırtına başladı. Gemi bir girdabın ortasında kaldı.

-Gemici nahivciye seslendi. “Efendim yüzme bilir misin? ”
-Nahivci cevap verdi:“Ben yüzme bilmem” dedi.
-Dedi ki gemici nahivciye,“Ömrünün tamamı hiçe gitti desene.”

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.