Kınamak ve Ayıplamak

MOBİL REKLAM ALANI
12.09.2019
1.000
A+
A-

“Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının. Zira zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin (kusurunu arayıp) tecessüs etmeyin, kimse kimseyi gıybet etmesin. Hanginiz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır…?” (Hucurat, 49/12).

“Mü’minler arasında hayâsızlığın yayılmasını arzu edenlere, işte onlara, dünya ve ahirette can yakıcı azap vardır. Allah bilir, siz ise bilmezsiniz.” (Nur, 24/19)

ARA REKLAM ALANI

Peygamber Efendimiz (sav): “Bir kimse din kardeşini bir günahı dolayısıyla ayıplarsa, ölmeden evvel mutlaka o günahı işler. Yani kardeşini bir ayıpla kınayan, o ayıp işi işlemeden ölmez!” (Câmiu’s-Sagîr, c. II, s. 161) buyurmuşlardır.

Yukarıda yazılan ayetler ve hadis i şerif doğrultusunda ayıplama, kınama ve tenkit meselesini irdeleyeceğim. Kınama, ayıplama ve tenkit, gıybet meselesi gibi yanlış değerlendirilmekte, bu konuda görev ehlinin bir şey söylenmediği için iş bize düşmektedir!

Kınama meselesi de tıpkı gıybet gibi hassas ve denge barındıran bir konudur. Zamanımızda o duruma gelindi ki iyiliğin anlatılması ve yapılan kötülüklerin uyarılması hususunda dahi, kınama, başına gelir uyarısına muhatap olunmaktadır.

Öyle ki fasık- ı mütecahir yani açıktan günah işleyen birine dahi bir şey söylettirmiyor, toplumumuzun kaba sofu ham yobazları. Açık ve aleni günahın küfrün uyarılması bile nerede ise suç oluyor. Öyle ki sözüm ona Müslümanlık namına iş yapanlar; sözüm ona sanatçı namında birçok aşüfteyi millete bacınız diye gösterip her türlü rezilliği kanıksattılar. Her şey azar azar bu millete kanıksatıldı.

Öyle ki din namına söz söyleyenler bile sanki dalga geçercesine yanlarında aşüfte olmayınca program yapamıyor sanki! Uyarınca, tenkit edince, tebliğ yapıldığı, irşad yapıldığı bizlerin de yapamadığımız için kıskandığımız söyleniyor, bazı yardakçılarda devreye girip, kınama, başına gelir diye bizi kınıyor!

Yukarıda yazılan hadis şerh edilirse görülecektir ki kınamanın başa gelmesi için kınanan işten vazgeçilmesi durumunda eski suçlar araştırılıp hatırlatılır ve pişman olmuş kişi suçlanırsa, alay edilirse bunun karşılığında aynı suçla insan muhatap olur.

İzah edecek olursak adamın biri içki içiyor, tövbe etmiş ve içmiyor başkası da bu adama gıcık, durup durup adamın ayyaşlığından dem vuruyorsa bu hadis i şerifin uyarısına muhatap olmuş demektir.

Ortalık yangın yeri gibi, her türlü bidat her türlü sapıklık işleniyor, bilmem kimin adamı bilmem kimin yardakçısı diye ses çıkartmayanların onlar hakkındaki uyarılarımız konusunda da bize kınama deme gafletinde bulunuyor, oysa Rasûlullah Efendimiz (s.a.v.), “Her kim bid’at sahibine hürmet ederse, hiç şüphesiz İslâm’ı yıkmaya yardım etmiş olur.” [Beyhakî, Şuabü’l-İman, Bâb: 66, c.7, s. 61, Hadis no: 9464] buyurmaktadır.

Kınamada ölçü günahı işleyenden çok günahın kendine olmalı. Ayıplama, alay etme, hakir görme unsurlarını taşımamalı içinde su i zan barındırmamalıdır. Kınayıcı ve ayıplayıcı bakış açısının yerine tebliğ ve irşad edici bir bakış açısına sahip olmalıyız. Hakkın tesisi için sorgulamak ve irdelemekten kaçınmamalıyız.

Tecessüs, kin ve husumet taşıyan kınama ve tenkitler anlamlı değildir. Kınama kusur araştırma ve yayma için kullanılmamalıdır. Hz. Peygamber (s.a.v.) kusur araştırma hususunda şöyle buyurmuşlardır: ‘’ Ey dilleriyle iman etmiş, ancak iman kalplerine tam olarak yerleşmemiş olan insanlar! Müslümanlara eziyet etmeyin, onları ayıplamayın, kusurlarını araştırmayın, küm bir Müslüman kardeşinin kusurunu araştırırsa, Allah da onun kusurunu araştırır. Fakat Allah kimin kusurunu araştırırsa evinin içinde bile olsa onu rezil eder.”

“Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının. Zira zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin (kusurunu arayıp) tecessüs etmeyin, kimse kimseyi gıybet etmesin. Hanginiz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır…?” (Hucurat, 49/12).

Yeri gelmişken milleti su i zanna sevk edecek hareketlerden kaçınmak ta çok önemlidir. Bazıları her türlü haltı yiyor, her türlü fenalığı yapıyor etrafa kötü kötü kokular yayıyor bu konuda konuşulunca da kınama sus deniyor. Kimse layuhti (günahsız) ve la yüs’el (sorumsuz)değildir! Makamlar ve sayısal çoğunluklar yapılan hataları meşru kılmıyor. İyi niyetli kimse, ortalığa fitne fesat yayılmadan şeffaf ve dürüst olarak gerekli izahatları yapmalıdır. Güç ve belamlar eli ile işi örtbas etmeye çalışmamalıdır.

Peygamber (s.a.v.)’in hanımlarından Hz. Safiye diyor ki:‘’Rasulullah (s.a.v.) Üsame İbn Zeyd’in evinde itikafa girmiştir. Geceleyin kendisini ziyarete gittim ve onla sohbet ettim. Sonra da kalktım eve döndüm. Rasûlullah (s.a.v.) de beni uğurlamak için kalktı. Bu esnada Ensar’dan iki kişi yoldan geçerken Rasûlullah görünce koşmaya başladılar. Peygamber (s.a.v.) onlara: ‘’Ağır gidin, O, Huyey’in kızı Safiyye’dir’’ buyurdu. O iki adam: ‘’Subhanallah! Ya Rasulallah!’’ dediler. Hz. Peygamber de onlara şöyle dedi: ‘’Şeytan insanın vücudunda kanın dolaştığı gibi dolaşır. Bundan dolayı kalbinize bir şey (veya şer) atmasından korktum.’’

Hz. Peygamber (s.a.v.) gecenin karanlığında hanımını uğurlarken, kendisini hanımıyla beraber görenleri durdurmuş, yanındaki kadının yabancı birisi olmayıp kendi hanımı olduğunu kendilerine bildirerek onların sû-i zanna kapılmasına mani olmuştur. Su i zanna sebep olan hareketleri yapıp gerekli izahatları yapmayanlar fitnecinin ta kendisidir.

Peygamberimiz bir diğer hadis-i şerifte; “Müslüman Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (düşmanına) teslim etmez. Kim, (mümin) kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Kim Müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır. Kim bir Müslümanı(n kusurunu) örterse, Allah da Kıyamet günü onu(n kusurunu) örter.” (Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58)

Zalimin gıybeti olmayacağı gibi zalimi tenkit ve kınamanın da bir zararı yoktur. Zalime karşı hak söz söylemek en büyük cihaddır.

MOBİL REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.