Site Rengi

DOLAR 7,6949
EURO 9,1342
ALTIN 419,06
BIST 1.530
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 13°C
Parçalı Bulutlu
İstanbul
13°C
Parçalı Bulutlu
Çar 13°C
Per 8°C
Cum 9°C
Cts 12°C

Kendi sesimizin yankısını duymak

REKLAM ALANI
17.09.2019
266
A+
A-

Hz Mevlâna şu yaşadığımız hayatı, bir dağın eteğinde durup haykırmaya ve sonra kendi sesimizin yankısını duymaya benzetiyor. Gerçekten de öyle. Nasıl bir enerji vermiş olursak olalım, ne söylemiş olursak olalım, dağ haykırışımızı aynen geri iade ediyor. Buna literatürde ‘eko sistemi’ deniyor.

Dağ ne söylediğimizi geri iade ettiği gibi, bugün siyaset arenasında olanlar dün konuşulanları, dün söylenenleri, bugün tekrar etme alışkanlığından bir türlü vazgeçemiyorlar. Karşındakine iltifat etmek ya da duygularımızı dillendirmek bir yana, Allah’ın verdiği nefesimizi şikâyetleri yinelemek için kullanmayı tercih ediyoruz hep.

ARA REKLAM ALANI

Ne zaman bir gazete okumuş olsak, o gazete de duymak istemediğimiz bir söz veya fikri görsek; hemen öfkeleniyor, karşı duruş vaziyeti alıyoruz. Yani eleştiriye tahammül edemiyoruz.

Bu tahammülsüzlüğü taksiye vapura veya bir lokantaya oturduğumuzda insanların konuşmalarında veya bir siyasetçinin söylediklerinde açıkça görebiliyoruz.

İnsanoğlu olarak, kendimize yakın görmediğimiz fikri anlayışla karşılamak yerine, karşı durmak bugün güncel hayatımızın bir parçası haline geldi adeta. 

Bugün, trafikten, pahalılıktan, hükümetten, muhalefetten, okuduğumuz gazetenin köşe yazarından şikâyet ediyoruz.

Peki, siyasetçi olarak gelen şikâyetlere bir çözüm üretebiliyor muyuz, şikâyet edilen bir konuyu ortadan kaldırabiliyor muyuz? İşte asıl eksiğimiz bu olsa gerek. Eğer bunu yapamıyorsak, o zaman yapılan eleştirilere de açık olmalıyız ve tahammül göstermesini bilmeliyiz.

Geçen haftaki yazıma eleştirel gözle bakan olduğu gibi, doğru bulan ve yerinde yazdığımı söyleyen de oldu. O yazımdan dolayı beni eleştirenleri saygıyla karşılıyor, doğru ve yerinde bulanları ise teşekkürlerimi belirtiyorum.

Söylediğim gibi, ne söylemiş olursak olalım, dağ bizi bize geri yansıtıyor.
Husumet ve rekabetin diliyle konuşana kendi sesinin yankısı, yine husumet ve rekabet olarak kendisine geri dönüyor.

Eğri Büğrü Yürüyen Ayak Gibi Olma !…Bırak Şu Eğri Yürüyüşü de,Elif Gibi Dümdüz Ol!…Dosdoğru Ol !…Mezarlığa Git de Taşın, Kerpicin Altına Bak : Yatanların Başlarını Ayaklarından Ayırt Edemezsin !…(Hz.Mevlana)

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.