Site Rengi

DOLAR 8,1698
EURO 9,7149
ALTIN 452,94
BIST 1.376
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 16°C
Çok Bulutlu
İstanbul
16°C
Çok Bulutlu
Çar 17°C
Per 15°C
Cum 13°C
Cts 14°C

Bir hikâyeden alınan ders

REKLAM ALANI
17.09.2019
292
A+
A-

Aslında anlatacağım hikâyenin temeli bir trajediye dayanıyor. Emel ERŞAHİN, hayatını belirli kısımlarla yaşamak zorunda kalan insan. Birçoğunuza ismi yabancı gelebilir. Oysa benim abla demeye değer bulduğum insanın hayatı; acı içinde hayranlık uyandıran öyle olaylarla dolu ki! 

“Yirmi yedi yaşında evli bir çocuk annesiyken ilk kanserle tanıştı. Lenf kanseri. Türkiye’deki doktoru dört ay gibi çok kısa bir ömür biçti ona. Yaşama azmi onu Londra’ ya götürdü. Doktoru aynen ona şu soruyu sordu.

ARA REKLAM ALANI

Yaşamak mı istiyorsun? Ölmek mi?

Yaşadığı duygusal çöküntünün içinde, kısaltılmış bir hayatı vardı. Umulandan daha zor geçecek olan hayatı için “yaşamak istiyorum!” dedi. Aylar süren kemoterapi ve ışın tedavisi sırasında eşinin ona gönderdiği rulo şeklindeki mektuplar, onun iyileşme azmini güçlendirdi. Ve özlediği çocuğunu Londra’ya eşinin sürpriz yapıp götürmesi, duygusal hareketin yarattığı en büyük enerji gücüydü onun için.

Uzun süren tedaviden sonra, nihayet Türkiye’ye geri döndü. Ağır kemoterapi tedavisi görmesine rağmen, yakınlarına hiçbir zaman hasta gibi göstermedi kendini. Fakat hayat onu yaşamı boyunca farklı, birçok kanser türleriyle mücadele etmeye zorladı. Anlayacağınız kanser onun yakasını bir türlü bırakmadı.

Bu gün altmış bir yaşında. İki sene önce tekrar bir kanser vakasıyla karşılaştı. Göğüs kanseri. “Artık işim tamam.” dedi kendine. O iyimser duyguları birden kendi kontrolünden çıktı. Hastalıktan kaçmak ya da bir şeyleri boş vermek gibi bir şansı yoktu. Her insan gibi ölüm korkusuyla hastaneye bir kez daha yattı.

Ameliyattan sonra nihayet hastaneden çıkıp evine geldi. Artık % yirmi beş çalışan bir kalple yaşayacaktı. Bu kalp kemoterapi tedavisine dayanamazdı. Bu nedenle kemoterapi görmeyi red etti. Kolunu bile kaldırıp oynatmayacak olan bu insanın, bir odadan diğer odaya gitmesinin yaratacağı sorunları bir düşünün!!!

Aklınıza gelen süper bir zenginlik yaşamasa da, yaşadığı hayatın içinde mutluluğu hep buldu. Defalarca ölümle burun buruna gelmesine rağmen, onun ölüm korkusunu yıkan çabası hayata bağlılığı, yaşama aşkı ve her şeye karşı gösterdiği sabrıdır. O haliyle bile örgüler örmeye başladı yardım kuruluşlarına ve sevdiği bütün insanlara. Birçok şeye sahip olan insanlardan onu daha anlamlı kılan işte bu. Torunlarına, ailesine ve en yakın arkadaşlarına memnun edici gösterge sunan insandır. Çok basit değil mi? Bunu yapmaktan kimse Emel’i alıkoyamadı.

Kendisine getirilen bir çiçekten mutlu olan, evinin eşyalarının yerini değiştirip dekore etmekten, insanları ağırlamaktan mutluluk duyan bir insandır. Kalbinin çalışması % on beşe düşmesine rağmen. Onu bu kadar güçlü kılan yine her defasında hayatının değişeceğine inanması ve yaşama sıkı sıkıya bağlanmasıydı.

Üst bedeninde kaslarının bazıları eriyordu. Kemiklerin üzerinde sadece doku vardı. Bu nedenle pil takılamaz dedi doktoru. Oysa bir başka doktor mucize yarattı hayatında. Ufukta görülen ameliyat gerçekleştirildi. Pil takıldı.

İşte benim yeniden yazmak istediğim hikâye bu. Evinde yardımcısıyla birlikte iş yapabilen, alış verişe ve arkadaşlarına gidebilen, deniz ve kara yolculuğu yapabilen bir insan yeniden dünyaya geldi. Tatil dönüşü ilk önce doktorunu aradı, teşekkür etmek için. 

Emel bütün yaşamı boyunca hayatı için çok şeyler yaptı. Resim galerisindeki çalışma hayatının renklerini, yumak yumak hayatına dokudu. Şimdi bütün herkese daha bir coşkuyla, daha bir heyecanla kamyon dolusu örgü örmeyi sürdürüyor.

Ayrıca Osmanlı ve modern Türk mutfağını en iyi bilen insandır. Yemekler yapıp masalar kurmak vazgeçemeyeceği bir alışkanlığı. İşte yaşama bağlılığı ve sabrı, onun hikâyesini değiştirdi. Ben yaşıyorum şeklinde değişti.

Şimdi torunlarıyla da zaman geçiriyor. Bu sebeple çok heyecanlı ve mutlu. Hiç kimse hasta olduğuna inanmıyor, işin doğrusu inandırmıyor.

Kalbine takılan pil, arada uykuya dalan kalbini uyandırmayı başarmış. Bu sevinçli habere, her zaman kötü günlerinde yanında olan dostları sevinçlerinden takıldılar. “Emel artık hasta değil usta.

“Oysa şu yakınlarda kötü bir haberle karşılaştım. O güzelim kıvırcık saçları avuç avuç dökülmeye başladı. Doktoru ciddi bir sorun olduğunu söylüyor. Korkutucu olan her aile bir mola yaşar. Yaşam her zaman güzel gitmez. Fakat bu aile çok mola yaşadı. Neden bu aile? Ona sordum. Yine de yaşamın içinde güzel bir şeylerin olduğuna inandığını söyledi.

Bu hikâyede iyi haberler de var. Emel ablamla aramızda kalacak özel anılar. Yaşamda bazıları için önemsiz şeyler onun için harikaydı. Hayatında bütün yaşadığı anlar onun için önemli. Psikolojik olarak, ruhsal olarak, duygusal olarak güçlü ve mutlu.”

Benim sanal olarak yazdığım, aslında o insan hayalini kaybediyordu. Yine de bu hikâye hakkında inandığım şey, hayat beklediği şeylerden daha azını ona vermiş olsa da, onun gücü ve dayanıklılığı, cesareti ve kararlılığı hayatının kalitesini değiştirdiğidir.

Daha derin bir gerçeklik vardır ki; yaşamın size getirdiği farklılık. Bu fark hayat hikâyenizi belli şekilde hissetmenizi sağlar. Yani kanser durumunda olmak önemli değil. Hayata nasıl baktığınız önemli.

Siz hayatınızın kalitesini nasıl tanımlarsınız? Parayla, mal mülkle mi?

Bence ekonomik bir gösterge değildir. Dünya sürekli değişiyor. İç ve dış dünyamızda paranın değiştiremeyeceği, sizin kontrol edemeyeceğimiz öyle çok şey oluyor ki!

Emel ablamın hayatındaki kader değişimini izledim. Sonunda mümkün olabilen her şeyiyle, sevdikleriyle en iyi yaşama sahip. Hayat trajediniz ne olursa olsun, siz de mutluluğu bulun.
Yapabileceğinize tam olarak inancınız olmasa da yapın. Ve böylece kendinizi bunu yaparken bulursunuz.

İşte Bu Emel ERŞAHİN’in hikâyesi. Hepimizin farklı hikâyesi vardır. Çok başarılı, çok zeki, çok çalışkan hikâyeler doğru olabilir. Fakat bunlar sadece bir hikâyedir.

Müthiş stres altında olan, bununla yaşamlarını devam etmek zorunda kalan insanlar. Birincil olarak kim olduklarını öğrenmeleri gerekiyor. Pes etmemeleri gerektiğini. Mutlaka geriye dönüşü olan hikâyeleri olacağına inanmaları.

İkinci olarak gerçek ailenizi belirleyin. O kan bağı olan aileniz zaten maddi ve manevi yanınızdadır. Kan bağı olmayan zevkin sefanın yanında, kötü zamanlarınızda yanınızda olan ailenizi belirleyin. O arkadaş, dost dediğiniz ailenizi. İşte Emel bunu yaptı. Onun mutluluğunda dostlarının gücünü inkâr etmeye olanak yoktur.

Ve son olarak bir sonraki felakete psikolojik olarak kendinizi hazır hissetmeniz. Sizi sürekli hayata karşı dirençli kılar.

Biri size kanser olduğunu söylerse; “ben öldüm. İşim tamam. “ derse; bu zor hikâyeyi anlatın ona.
Yâda kendinize armağan edecek bir hikâye bulun. Bulduğunuz hikâye sizi zayıflatan değil, güçlendiren olmalı. Sizi öfkeli yapmak yerine, harika yapan.

Ben Emel ERŞAHİN’in trajedi hikâyesini sizinle paylaştım. Hayattaki her trajedi durum için anlatabileceğiniz önemli bir hikâyedir. Herkesin sizden beklediklerinden, sizin kendinizden beklediğiniz daima büyük olmalı. Bu insan olmanın bir parçasıdır.

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.