Site Rengi

DOLAR 8,1550
EURO 9,7089
ALTIN 457,33
BIST 1.393
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 13°C
Çok Bulutlu
İstanbul
13°C
Çok Bulutlu
Pts 12°C
Sal 15°C
Çar 18°C
Per 14°C

28 Şubattan Bin Yıl Önce Başlayan Hikaye

REKLAM ALANI
12.09.2019
262
A+
A-

Malum şubat ayı içindeyiz. Bu ay birçok şehadetin gerçekleştiği ay olması hasebiyle “şehadet ayı” diye de ifade edilir.

Her gün, her ay her insan için başka başka anlamlar ihtiva eder. Ancak şubat ayı deyince ülkemizde bir kesim için çok daha farklı anlamları vardır.

ARA REKLAM ALANI

Evet, 28 Şubat deyince bir süreçten, bin yıl sürecek bir kıyımdan bahsederiz.

Kimimiz ortaokulda öğrenciydik, kimimiz lisede, bir başkamız üniversiteye yeni başlamış, bir diğeri ise son yılını okuyordu.

Bazılarımız memur, asker, polis, öğretmendi. Yeni başlayanlar da vardı içlerinde emekliliğine günler kalan da.

Ama o 28 Şubat öyle bir esti ki yüzbinlerce insanı bir anda ayazda bıraktı. Adeta dondurdu, yok etti.

Devleti ile her zaman barışık olmayı kutsal bir değer olarak gören Müslüman kesime o dönemin baskın gücü adeta savaş açmıştı.

Savaşın neden mi?

Kimilerinin imam hatipli olması, sakallı olması, oruç tutması, kimi kadınların, kızların başlarını örtmesi, kiminin altın yüzük takmaması, bıyıklarının kısa olması ve dudak altı olmaması, içki içmemesi…

Liste uzun. Bu insanlara kısacası Müslümanca yaşamaya çalışan bir kesime bin yıl sürecek bir savaş açılmıştı.

O dönemin hikâyelerini dinlediğinizde yüreğiniz parçalanır. Benim aklıma ilk dönemde Hristiyanlığı kabul eden Romalılara yapılan amansız işkenceler gelir. Sanki yeni bir din ortaya çıkmış ve diğer dinin mensupları yeni dine inan kişilere işkence ediyordu.

Mesleğinde yıllarca başarılı olmuş kişiler eşleri başörtülü diye ihraç ediliyordu ve yıllarca işsiz geziyordu. Düşünün bu insanların eve ekmek götürecek paraları yok. Bunu mecazen söylemiyorum. Gerçekten üç ekmek alamıyorlardı.

Hani bin yıl sürecek diyorlardı ya. O bin yıl var ya o bin yıl o sıradan söylenen bir cümle değildi. O bin yıl bu topraklara yerleştiğimizden beri bizi buradan atmak isteyenlerin zihniyeti ve bin yılıydı.

Biz bin yıldır bu topraklardaydık. Ve bizi bin yıldır buradan söküp atmaya çalışıyorlardı. İşte bin yıl sürecek dedikleri o sürecin bir de bin yıllık geçmişi vardı.

28 Şubat sürecinde merhum Necmettin Erbakan özelinde bir dine savaş açılmıştı. Genelevlerden derlenen Fadime Şahinler, laboratuvarda üretilen Ali Kalkancılar, Müslüm Gündüzler ve çanakçı medya maymunları bu milletin dinine, özüne operasyon çekmişlerdi.

Milyarlarca doların milletin cebinden çekip bir elin parmakları kadar patrona peşkeş çekildiğinden kimin haberi olmuştu. Faizlerle köleye dönüştürülen bu millet günlerce Fadime Şahin’in ağlamaları ile adeta hipnoz edilmişti.

O günden bu güne değişen bir şey yok. İşte 15 Temmuz alçaklığı gün gibi ortada. 15 Temmuz kalleşliği 28 Şubat sürecinin bir nevi devamı değil mi? Hedef kitle aynı değil mi?

Çünkü kadim düşmanlık devam ediyor. Vatikan siyaseti her daim kendini bu topraklarda hissettirmiştir.

Ancak bir kez daha gördük ki Firavuni hiçbir görüş, düşünce veya eylem bin yıl sürmüyor. Zira bizler inananların üstün olduğuna iman etmiş bir ümmetiz, nesiliz.

28 Şubat arefesinde rahmeti rahmana kavuşmuş olan merhum Necmettin Erbakan’a Allah’tan rahmet dilerim.

28 Şubatlar, 15 Temmuzlar yaşamamak için imanı çizgimizin hiç sapmaması gerekir. Rabbim yoldan ayırmasın.

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.