Site Rengi

DOLAR 8,8211
EURO 10,3373
ALTIN 497,43
BIST 1.392
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 25°C
Az Bulutlu
İstanbul
25°C
Az Bulutlu
Sal 23°C
Çar 21°C
Per 22°C
Cum 21°C

Egolarımız

REKLAM ALANI
16.09.2019
281
A+
A-

Kendimizi ne kadar seviyoruz? Bu yönümüz, hayatta bize ne kadar yardımcı oldu? Tabii ki; bunun yanıtını sadece biz verebiliriz. Çünkü mutlulukların ve acıların kendi bedenimizde yarattığı duygu yoğunluğunu, bizden başka kimse bilemez.

Bir söz vardır. “En basit sancı, başkasının çektiği sancıdır.” Kendimizle ilgili olumlu düşünceler üretmek istiyorsak, karakterimizle ilgili eksi ve artıları iyi biçimde değerlendirmeliyiz.

ARA REKLAM ALANI

İlkyazımda ‘BEN’ sözcüğünün ne anlama geldiğinden bahsetmiştim. Bu gün bu konuyu biraz daha açmak istiyorum:

“Şirket yöneticisi, ofisinde bir konuğu ile oturuyordu. Çaycı, odaya elinde ki çay tepsisiyle girdi.

Yönetici, çaycıya küçümser tavırla baktı. Sonra, çayı geç getirdiği için ona bağırdı. Onuru kırılan çaycının yüzü kızardı ve başını önüne eğdi. Çayları masaya sessizce koyup, ofisten çıktı”

Çaycı, eğitim durumuna göre bu şirketi yönetemez. Fakat kendi çay ocağını yönetir. Evinin reisidir. Ailesi için büyük bir insandır. Demek ki, bu çaycının onuru, o şirket yöneticisinin onuruna eşittir.
Her ne kadar insana saygılı olduğumuzu söylesek de, toplumda saygılı olmadığımızın örnekleri çoktur.

Soğan oyununu bilir mi siniz? Önce soğanın kabuklarını teker teker soyarız. Sonunda içindeki öze ulaşırız. O içindeki öz, bizim fiziksel bedenimizdir. Fakat asıl “BEN” o bedenin içinde taşıdığımız ruhtur. Soğanın kabukları ise egomuzdur.

Ego; inançlar, eğilimler, sevgiler, korkular, umutlar, nefretler, toplumsal davranışlardır. Sizler soğanın kabuklarını tek tek soyarken; dünyanın size öğrettiği, ya da yapmanız gerektiği şeylerden oluşan kısımları soyarak atıyorsunuz.

Diyelim ki anne babanızın öğütlerini, öğrendiklerinizi, işinizi, toplumdaki yerinizi, maddi olarak sahip olduklarınızı hepsini attınız. İşte o attıklarınız siz değilsiniz. Şimdi sıra en kişisel olanlara geldi.

Gizli umutlarınız, rüyalarınız, korkularınız vardır. Bunlar da dışarıdan gelirler ve giderler. En sonunda sevgi kaldı. Bu sevgilere sıkı sıkıya tutunursunuz. Çünkü o sevgi gerçekten sizindir.

Peki, o “BEN” nedir, Zihin mi? Hayır, “BEN” zihin de değildir. Büyük düşünür Descartes, şöyle der: “Düşünüyorum o halde varım” Ama burada zihin incelendiğinde, değişme seziliyor. Zamanla, zihinsel sorunlar yaşayan insanlar yok mu? Elbette var Demek ki “BEN” zihinde değil.

Bir fotoğraf albümüne bakın, beden ve yüzün yıllar boyunca nasıl değiştiğini görürsünüz değil mi? Saatler, günler, aylar, yıllar nasılda akıp geçmiş üzerinden.

Ama yinede o resimlere baktığınızda “BEN” diyebiliyorsunuz. Çünkü “BEN” değişmiyor. BEN, bedende değil, o zaman. Parmağınla “bu” diye göstereceğin bir nesnede değil. Uzakta olmadığı için “o” da denilemez. Kendiniz olduğunuzu düşündüğünüz “BEN” sadece bir kavramdır.

O zaman neden ego denilen aldatıcı “BEN”in peşinden, mutlak birliği bozmayarak koşuyoruz? Ego denilen şey, rüzgârla sürüklenen bulutlar gibi, gelip geçici duygular değil mi?

Alman filozofu Arthur Schopenhanuer (1788- 1860) bir gün parkta yürüyordu. Bir çiçeğin öbeğine bakıp daldı. Kızgın bahçıvan bağırdı. “Kim olduğunu sanıyorsun?” Schopenhanuer yanıtladı: “Ah keşke bilseydim!”

Özlü ve canlı bir Sufi metni de, bu yöntemin kusursuz bir özetinde şöyle der;

Ben beden değilim.
Ben duygular değilim
Ben zihin değilim
Ben bu değilim
Ben o değilim
Öyleyse ben neyim? Benlik nedir?
O bedendedir.
O herkes dedir
O her yerdedir
O her şeydir
O öz benliktir. Ben oyum. İlahi Bir’lik.

Eğer sen, bütün insanların eşit olduğuna inanan bir “BEN” isen; kendini bilmezlik kavramı senden uzaklaşır. Aksi takdirde, ahmaklığın ve bilgisizliğin yırttığı o“BEN”e, asla yama tutmaz…

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.