Site Rengi

DOLAR 12,4902
EURO 14,1332
ALTIN 714,43
BIST 1.776
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 18°C
Sağanak Yağışlı
İstanbul
18°C
Sağanak Yağışlı
Paz 17°C
Pts 20°C
Sal 13°C
Çar 11°C

Adab-ı muaşeret

REKLAM ALANI
12.09.2019
304
A+
A-

Ömer bin Abdülaziz’e bu toplumu nasıl düzelttin denildiğinde çok şey yapmadım sadece ulema ve ümerayı değiştirdim dediği rivayet olunur. Ulema âlimlerin çoğulu, umara ise yöneticilerin çoğuludur.

Bu iki zümrenin önemi çağımızda daha da anlam ifade ediyor. Bu kadar buhran ve karmaşanın sebebi ulema ve umera dediğimiz kadroların sayıca çok olmalarına rağmen nitelik olarak yetersiz olması ve onların bu makamları hak etmeyişlerinden, toplumun onlara gereğinden fazla sorumluluk yüklemesinden kaynaklanmaktadır.

ARA REKLAM ALANI

Gereğinden fazla sorumluluktan başlayalım; her şeyden önce bilinmesi gerekir ki teşkilat ve idaredeki lidere bağlılığın adı “itaat”tir ve hükmü farzdır. Namazda imama bağlılığın adı “iktida”dır, hükmü sünnet i müekkettir. Şeyhe alime bağlılığın adı “intisap”tır, hükmü ise edeptir.

Durum böyle olunca Müslümanlar kendilerine bir emir seçmek yerine ve ona itaat etmek yerine bu konuda vasfı olmayanları ve ehliyete haiz olmayanları gerçeğin yerine ikame etmeye çalıştıkları için intisap ve itaati karıştırmaktadır. Hele hele kısa yoldan köşe dönme ve kısa yoldan cennete gitme arzusu da gözleri köreltince etraf derebeyinden geçilmemektedir!

Alimliği ve şeyhliği bile tartışmalı olanların bu itaati alıp kullanmaya çalışması anarşi doğurmakta ve ümmetin beklediği ittihada zarar vermektedir. İslam toprakları âlim ve şeyhten geçilmez iken aynı İslam toprakları sömürülmekten ve eziyet görmekten de kurtulamamaktadır.

İstisna ve müstesnalar hariç tarafından, birçoğu beşik uleması olmaktan uzak olup silsile işgal ederek intisabı itaate çevirmekte, yetki gaspına girmektedir. Seyr ve suluk ile irşad etmek zorlarına gittiği için güç ve müridan toplayarak güç kazanmakta, iktidarlar ile hemhal olmakta ve zulümlere sessiz kalmaktadırlar. Bu sessizliğin de karşılığını almaktadırlar!

Güç ve mürid toplarken de hak ve hukuk gözetilmemekte, alim emirin ayağına gitmez prensibi bir nebze yerine getirilirken iktidardan beslenme ve beton yığınları kurarak bina yapma yarışı ile çok kazanımlar kazanıldığı vaaz edilmektedir. Aslında kazananalar ümmet değil bunların çoluk çocuklarıdır. Ehliyet liyakat ve hakikat dersleri verilirken iş kendi çocuk ve muhiplerine gelince bunlar unutulmakta Müslüman her şeyin iyisine layıktır geyiğine müracaat edilmektedir.

Umera boyutu bundan farksız değildir. Bu ülkenin en büyük sorunu eğitimsizlik, üretimsizlik ve standart olamamasıdır diye yazmış idim eski bir yazımda. Eğitim ve üretimin olmadığı standardın ise keyfiyet halinde olduğu bir ülkede ehliyet ve liyakat aranmayacağı aşikardır. Ehliyet ve liyakat taşımayıp gizli bağlantılar ve uzlaşmalar ile bir yerlere gelen insanların seçeceği idarecilerde kendileri gibi olacaktır.

Ehliyet ve liyakat taşımayanların kuracağı organizmalar; ya şebeke, ya çete, ya da derebeylik olacaktır. Hitabet müsveddesi reis ya da lider adındaki liyakatsiz şahıslarda alt organizmalardan gelen akarlara ve gelirlere bakarak onları değerlendirecektir. Plan, program vb. onların işine gelmez, onlar atmasyonu bol hedefler ile günü kurtarmayı severler. “Şüphesiz Allah, size emanetleri ehline (sahiplerine) teslim etmenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emrediyor. Bununla Allah, size ne güzel öğüt veriyor! Doğrusu Allah, işitendir, görendir.” (4/58)

Ne kadar muhip ve yandaş var ise ehliyet liyakat aramadan bir yerlere getiriliyor ve ülkenin kazanımları onlara peşkeş çekiliyor ise suçu başka yerde aramanın anlamı yoktur. Beraber aşırmaca ve beraber kayırmaca olmadığı müddetçe, bir şebekeye hizmet edilmedikçe ya da boyun eğilmedikçe, hakkını alma imkânı kalmamış, okulu bile para ile okuyan embesil sürüleri bu ülkenin yükünü taşıyan donanımlı vatan evlatlarına yönetici olarak atanmışlardır.

Şebekeye boyun eğen yada beslenen haramzadeler ise başka kurtuluş yok edası ile var olan çete düzenini savunma derdine düşmüşlerdir. Bir Müslüman, çalıyor ama başkası çalmıyor mu diyorsa imanını sorgulamalıdır. Bir Müslüman hak etmiyor ama bizdendir diyerek hak gaspını normal görüyorsa en azından ben ne biçim Müslümanım diyerek Müslümanlığından utanmalıdır. “Sizden kim bir kötülük görürse onu, eliyle, gücü yetmezse diliyle düzeltsin. Buna da gücü yetmezse, kalbiyle buğz etsin. Bu, imanın en zayıf noktasıdır.”(Müslim, İman 78)

Siyaseti kerih gören ikiyüzlülere, gerçekler söylendiği zaman, siyaset yapmayın demeleri veya burada siyaset yapılmaz deyip gizli ve kapalı yerlerde para ve adam pazarlığı yapmaları, birilerinin gözünden kaçsa da şuurlu Müslümanların gözünden kaçmadığı ve hesap gününün yakın olduğu unutulmamalıdır. Bu tür şahısların, unvanları ne olursa olsun, hidayet kararması yaşıyorlar ve ikiyüzlülük imanlarını iyice karartmış. “Ey iman edenler, adil şahitler olarak, Allah için, hakkı ayakta tutun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın. Adalet yapın. O, takvaya daha yakındır. Allah’tan korkup sakının. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızdan haberi olandır.” (5/8)

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.