Site Rengi

DOLAR 7,3338
EURO 8,9508
ALTIN 417,41
BIST 1.488
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 15°C
Parçalı Bulutlu
İstanbul
15°C
Parçalı Bulutlu
Cts 11°C
Paz 9°C
Pts 8°C
Sal 7°C

Sabrederek İfa Etmek

REKLAM ALANI
13.09.2019
280
A+
A-

Yüce kitabımıza ve daha önceki tahrif edilmiş kutsal kitap metinlerine bakacak olur isek kazan kazan demedikleri, kazanmak için her yolun mubah görülmediği, hatta yapmaktan çok yapmama hususunda emriler verildiği aşikârdır!

Yahudiliğin 10 emri (… Babana ve anana hürmet edeceksin.- Adam öldürmeyeceksin.- Zina etmeyeceksin.-Çalmayacaksın.- Yalan şahitliği yapmayacaksın.-Komşunun hiçbir şeyine göz dikmeyeceksin). Hz. İsa a.s.’ ın da havarilerine emirleri de hep yapmama üzerinedir!

ARA REKLAM ALANI

Dinimizde farz olarak bildiğimiz ve yapılması emir buyurulan şeyler de dünyalık yapma etmeler değil, insanı dünya ve dünyalık peşinde koşmaktan alı koyan ifa etme hareketleridir.

İfa etmek, iş olsun diye yapmak değil, emir telakki ederek, farkına vararak, sorumluluğunu bilerek yapmak etmek demektir.

Sabır ve itidali emreden bir din, kötülüğün defini ibadetin önüne koyan bir anlayış, dünyayı geçici bir uğrak yeri bilen idrak, nasıl olurda ilkesiz, kuralsız, sadece kazanmaya dayalı bir eylem bütünü olan kapitalizmi ve onun yaşam biçimini bize telkin edebilir!

Kendini Müslüman olarak tarif eden biri nasıl olurda; yürüyeni çok ilerleyeni az, gevezeliği çok konuşanı az, yasası çok adaleti az, kelimeleri çok manası az, insanı çok insanlığı az bu “modern” denen çağ ile kendini mutlu edebilir.

Yüce kitabımızın tam yetmiş küsur yerinde, müteaddit vesilelerle sabır zikredilmektedir. Sabrın lüzumu, sabrın ehemmiyeti, sabrın derecesi, kemali, sevabı anlatılmakta ve sabır sahiplerini tebşir etmekte, sayısız faydaları sayılmakta, dolayısıyla kulların sabırlı olmalarını teşvik ve terkip etmektedir. Bundan da anlıyoruz ki, sabır muhakkak lazımdır.

Sabrın önemsendiği, farzlarının bile dünya ve dünyalıklardan uzaklaştırdığı bir dinin mensupları; dünyalık peşinde koşarak dünyayı kazansalar bile ahireti kazanabileceğini nasıl umabilir ki? Bu din, kendi nefsine hoş gelen saptırılmış bir din anlayışı olmaz mı?

Bu din elbette ki çalışmayın demiyor, kazanmayın demiyor. Bu din iki gün eşit(müsavi) olanı hüsranda addediyor. Bu din çalışırken bile ilkeler ortaya koyuyor.

Sabır etmek demek plan program üzere iş yapmak, kul olarak elinden geleni yaparak, seferden sorumlu olduğunu bilerek, zaferi Rabbimizin verdiği bilincine erişmek demektir.

Sabır, zorluklar karşısında sebat göstermek olduğu kadar, adım adım başarıya gitmek, helal kazanç peşinde koşmak, ilkeler ve umdeler ortaya koyabilmek, çokluk derdine düşmemek demektir.

Bu denge bozulduğu zaman, dünyalık kazanç ve çoğunluk penceresinden bakıldığı zaman, haşa birçok peygamberin bile başarısız olduğu söylenebilir. Acaba başarı, sadece kazanmak mıdır, yoksa verilen emre uygun hareket edip, sabrederek neticeyi her şeyin hâkimi olan Allahtan mı beklemektir.

Bu gidiş nereye diye sorulmadan yapılan bütün işler zarar veriyor. Başkalarına benzemek adına yapılan bütün işler kimliğimizden benliğimizden uzaklaştırıyor.

Vazifemiz vaktimizden çok olsa da acelemiz yok. Vaktimizi vaktin sahibine verir isek zor olan yok.

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.