Site Rengi

DOLAR 7,4294
EURO 8,9820
ALTIN 412,55
BIST 1.471
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 13°C
Parçalı Bulutlu
İstanbul
13°C
Parçalı Bulutlu
Paz 9°C
Pts 8°C
Sal 7°C
Çar 10°C

Toplum Eğitim ve Hukuk

REKLAM ALANI
13.09.2019
267
A+
A-

Ülkemizde küçücük canlar pis emeller uğruna toprağa düşüyor. Toplumun bazı kesimleri hala ideolojik saplantılar ile suçu karşı tarafa atarak rahatlamaya çalışıyor!

Toplumsal sorun var ise orada kesinlikle eğitim ve hukuk sorunu var demektir.

ARA REKLAM ALANI

Eğitim ve hukukta durumumuz ortada zaten! Olanlara şaşırmamız, insani olmayan tarzda olmasından kaynaklanıyor!

Eğitim, toplumun sosyal kurumlarından biridir. Sadece okulda öğretmen öğrenci ilişkisi, camide hoca cemaat ilişkisi değil, topyekûn sosyal yapı ile birey ilişkisidir.

Zamanımızda, medya ve teknoloji eğitimi tamamen farklı formasyona sokmuş, bırakın öğretmen ve hocayı, anne babalar çocuklarının ne takip ettiğini ne öğrendiğini bilemez hale gelmiştir.

Sosyal yapı, sosyal olaylar kadar ferdi davranışlardan da oluşmaktadır! Sosyal yapı üzerinde en etkili mekanizma dindir. Dinler, ahlaki değerleri, ahlaki değerler de sosyal yapıyı ve ekonomiyi şekillendirir.

İnsan merkezli olmayan, başka dünya görüşleri ve bunların çarpık ilişkileri, bu çağda teknoloji ile bizlere ithal edilmiş, insanımızın bastırılmış ve terbiye edilmesi gereken duyguları sıradanlaştırılmış ve olağan hale gelmiştir maalesef.

Okumaktan çok, televizyon ve bilgisayar başında vakit geçiren toplumun, ahlaki dejenerasyonuna zemin hazırlayan, fuhşiyatı özendiren, aile, komşuluk ve akrabalık bağlarını çözen yayınlar, bunların yanında her türlü içki ve uyuşturucunun kolay temin edilebilmesi, toplumun sosyal yapısını iyiden iyiye bozmaktadır.

Sosyal yapıyı korumak, bu toplumun, bu milletin en önemli görevi olmalıdır. Toplumu dejenere edip, her türlü fuhşiyata öncülük eden, olaylardan sonra ahkam kesen soytarılar kadar, başörtüsüne uzanan eller kırılsın diye bağıranlar, çocukların bedenlerine uzanan eller kırılmalıdır diye bağırmadıkça, buna sebep olana yolları tıkamadıkça, bu işler düzelmeyecektir.

Bir kereden bir şey olmaz mantığı, suçu işleyenin statüsü ve durumuna göre suça yaklaşmak adalet anlayışına sığmaz. Terbiyesiz ve ahlaksızlardan ahlak dersi dinlemeye sebep olan fütursuzlukları görmemek insanlığa da imana da sığmaz.

“İnanmak ve salih amel” işlemek görevi olan Müslümanlar, “hasenat” ile bu sorunları çözemez!

İlk emri oku olan bir dinin mensupları, ne okumaktadır ya da okuduğunu anlamakta mıdır?

Kişinin leh ve aleyhinde olan ameli hükümleri bilmesi fıkıh ilmini ortaya çıkarmış, bu ilimde oku emrinin neticesi olarak mensuplarına sorumluluk yüklemiştir.

30-40 yıl boyunca beş vakit namaz kıldığı halde, her namazda okuduğu Fatiha suresinin ne dediğini bilmeyen, fıkıhla uzaktan yakından ilişkisi olmayan toplumun, teknolojik mikroplara, sapkınlıklara karşı yavrularını ve toplumu koruyamayacağı aşikârdır!

Fıkıh; ibadat, muamelat(ahlak, kişiler arası ilişkiler demektir, münakahat yani evlenme boşanma da bunun içindedir) ve ukubat (ceza hukuku) olarak 3 ana başlıkta insan fiillerini inceler. “Hasenat”, bu üç birimden biri olan ibadat konularını kapsar, oysa “salihat” diğer iki kısmı muamelat ve ukubat kısmını kapsar. Bunlar tamamen sosyal yapının korunmasını içerir.

Eğitim anlayışımız “hasenat” üzerine kurulmuş olup, toplumun sosyal yapısını ayakta tutacak olan “salih amel” kısmı eksik bırakılmıştır!

O yüzden cami de hoca ile cami derneği kavgalı, öğrenci ile öğretmen husumetli, işveren ile işçi dargın, toplum ile devlet küskündür!

Bu kadar küskünlük, dargınlık ve kavga içinde bireyler yalnızlaşmakta, içine kapanmakta heva ve hevesine kurban olup şeytanın elinde oyuncak olmaktadır.

Ceza sistemindeki yetersizlikler, adaletin geç tecelli etmesi, ithal hukuk sistemlerinin adaleti tesis edememesi cahillikle birleşince, ortaya toplumun her kesimini üzen vahim sonuçlar çıkmaktadır.

Merhum Abdurrahim Karakoç’un dediği gibi:

Ben deliden çok kurnazdan korkarım,

Cahilden ziyade yobazdan korkarım,

Bedenimdeki marazdan değil,

Adalete düşen marazdan korkarım.

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.