DOLAR 6,1014
EURO 6,6209
ALTIN 323,2
BIST 114.789
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 12°C
Parçalı Bulutlu

Korku

17.09.2019
82
A+
A-

Evinden, okula gidiyorum diye çıktı. Her zaman gittiği internet kâfeye uğrayıp, oyuna daldı. Bu haber medyada yayınlanmıştı. Haberi hep birlikte anımsayalım. Çocuk her gün evinden okula diye çıkıyor, kâfede oyununu oynadıktan sonra, okul çıkış saatinde tekrar evine dönüyordu. Taa ki karnelerin alınacağı güne kadar. Ailesi karnesini sorunca, çocuk dönem başında verileceğini söylemiş. Fakat o gün korkudan evden kaçmıştı. Birkaç gündür kayıp olan çocuk, sonunda bulununca olay medyaya yansıdı.

Çocuk deyip geçmeyelim. Onun kendisini sevme konusunda, bir hayli düşündüm. Yaptığı olayda kendisini sevdiğini düşünürken, derinlere inildikçe inkâr edeceği bazı yanları vardı.

Bilgisayara özenmek, bazı imkânsızlıklardan ötürü içinde oluşan bir hayli kızgınlık.
Belki de ailede önemsenmeme korkusu.
Okulda ki başarısızlığının korkusu.

Daha birçok sebep sıralasak da, olay çocuğun günlük hayatına yansımış, nasıl içine sızdığı ise ortadaydı.

Uzun süre, okula gitmeyen çocuğunu aramayan aile, haber vermeyen okul görevlilerinin ve ailenin ilgisizliği ise ayrı bir tartışma konusudur.
İnsan hayatta ya sevgi durumundadır, ya da korku. Başka deyişle ya sevgi ya da korku nedeniyle hareket eder.

Varsayalım bir şirket yönetiyorsunuz. Çalışanlardan biri sizin, büyük miktar paranızı yürüttü.
Onu bağışlamanız zor olsa da, adamın korkudan yaptığı ortada. Örneğimdeki hırsızı motive eden korku yetersizlik olabilir. 

Dünyanın ne kadar zengin olduğunu fark eder, kendi yetersizliğinden korkarak çalmış olabilir. Derinlere inelim. Çok çalışsa da, zengin bir hayat süremeyeceğini düşünebilir.

Belki insan olarak, bir şirketin elemanı olmak, bir gün kovulacağını düşünmek onu korkutabilir.

Ya da ailesi için çok para gereklidir.

Bir başka görüş de;

Parasıyla mevkisiyle insanları ezen, zulüm eden iş adamlarını düşünün. Güçlerinin yok olması, kendilerinin yok olması demektir. İçlerinde büyüyen korkuları, bu güçlerini kullandırmıştır onlara.
Bütün bu örneklerde ki davranışların hepsi yanlış. Davranışları onaylamak mümkün değil. Fakat hepsinin içlerinde korku var. Derinlerde psikolojik düzeyde korku.

Eğer bir çocuğu yaptığından ötürü cezalandırırsanız, sonuç yukarıda bahsettiğim örneklerden olacaktır. Bağışlarsanız, yardım ederseniz, sevgi verirseniz yaşadığı acı da bir dersin, bir fırsatın gizli olduğunu öğrenir. Çocuğun hayatında ki kişisel güç öyle yüksek olur ki, hayatında sevinçten başka bir şey olmaz. İnsanları ezmez, enerjisini boşa tüketmez.

Eski bir hikâye vardır. Ayağında pabuçları yok diye ağlayan bir çocuk; ayakları olmayan bir çocuğu gördüğünde, kendisinin ne kadar şanslı olduğunu düşünür. Güçlü bir iç görüye sahip insanlar, hayatı gelişim okulu olarak görürler.

Yaptığımız seçimler, alışkanlık edindiğimiz düşünceler, giriştiğimiz eylemler, okuduğumuz kitaplar, insanlarla ilişkilerimiz, bizim hayatımızı tayin eder.

Çocuklarımız, bizlere verilen en büyük armağandır. Onları korkmadan ve korkutmadan eğitelim. Rudyard Kipling’in bir sözünü anımsadım.

“Başarısızlığımız için kırk milyon nedenimiz vardır, fakat bir tek bahanemiz bile yoktur.”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.