DOLAR 7,8880
EURO 9,2876
ALTIN 482,58
BIST 1.205
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 19°C
Çok Bulutlu
İstanbul
19°C
Çok Bulutlu
Sal 20°C
Çar 22°C
Per 22°C
Cum 24°C

Bu böyle gitmez

17.09.2019
254
A+
A-

Değerli okurlarım, yaşadığımız günler itibarıyla ülkemiz gündemini adeta rehin almış ve odak noktamız haline gelmiş bir konu var: Referandum. Tek bir hedef olarak beynimize zerk edilen bu oylamanın arık arifesindeyiz. Herkes vicdanı ile muhasebesini yapacak ve vatandaşlık görevi olan, yasal hak olan oy kullanma hakkını, yani demokratik gereklilik halindeki vazifesini yapacak.

Bu bağlamda, geriye baktığımızda referandum süreci içerisinde yapılan toplantılarda, mitinglerde ülkemiz insanına öyle anlatıldı ki… “Evet” çıksa 13 Eylül sabahı her şey güllük gülistanlık olacak mı? 12 Eylül 1980’i hatırlayalım. O yıllarda darbe yapılma nedeni ve ardından oluşturulan ortam, estirilen hava öyleydi. Sanki sihirli değnek dokunacak, bütün sorunlar hallolacak! Bu bir rüya olmalı! O zaman, biz onca yıl neyi bekledik, bunca kutuplaşmaya, karşılıklı gerilime ne gerek vardı? Ama bu böyle gitmez.

Türkiye’miz daha özgür ve bir o kadar da demokratik hak ve özgürlüklerle donanmış, süslenmiş… Peki, bunun neticesinde doğuda ve güneydoğuda yaşanan acılar son bulacak mı?

1980’de, 12 Eylül sabahı sağ-sol olayları bıçak gibi kesilerek bitmişti. Aynı ülkenin insanı olan kardeşlerin birbirini öldürdüğü ve düşman olarak gördüğü bir dönemdi. Ama sen sağcı, ben solcu diyenlerin çıkardığı kavgaların, sebep oldukları kaos ortamının mimarı olanlar, yani o olayların arkasındakiler hiçbir zaman deşifre edilmedi, ortaya çıkarılamadı.

O tarihlerde nasıl oldu da 12 Eylül sabahı ortalık birden duruldu; tabiri caizse süt liman oldu?

Referandumun ertesi günü yani 13 Eylül sabahı öyle bir Türkiye olacak mı?

Yıl 2010-12 Eylül. Tarih tekerrür edecek mi? Atalarımız öyle demişti. Bakarsın öyle de olur, belli mi olur!

Ya hayır çıksa ne olacak? Bütün bu yaşananlar unutulacak mı? Dünyanın sonu mu olacak? Türkiye’nin huzuru, refahı, gelişmişliği, zenginliği; Cumhuriyet tarihi boyunca elde ettiği demokratik hak ve özgürlüklere ilişkin kazanımlar yok mu olacak? Fark ne olacak? En nihayetinde demokratik kazanım ve özgürlükler bir çırpıda olmuyor, kısa sürede mesafe alınamıyor. Bu bir realite olarak karşımızda duruyor maalesef…

Türkiye’nin enerjisini boşa harcayan, akıl tutulmasına neden olan referandum sürecinin de ortaya çıkmasıyla birlikte terör ve buna bağlı sorunlar ikinci plana itildi. Ben de müsaadeniz olursa, bıkmadan, usanmadan bu savaşın, kardeş kavgasının bitmesi için, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir vatandaşı olarak hükümetten terörün bitirilmesini istiyorum. Referandum sürecinde, terör sorunu gibi daha pek çok sorun ne yazık ki ikinci, üçüncü plana itildi. Bu böyle gitmez.

Çok şey mi istiyorum? Yurdumun en güzel şehirlerinde; güzelim ırmakların çağladığı, çiçeklerin bittiği topraklarda terör olayları olmasın istiyorum. Memleketim Hatay’da, barışın ve hoşgörünün merkezi olan Hatay’da, ona bağlı ilçelerde, Dörtyol’da, İskenderun’da, Hassa’da velhasıl ülkemin hiçbir yerinde terör olayı yaşansın istemiyorum. Kardeş kanı dökülmesin. Bu acı, bu sebepsiz kin bitsin. 12 Eylül bunu bana sağlayacak mı? Bu böyle gitmez. 

12 Eylül’den sonra kaldığımız yerden devam edeceğiz, çaba göstereceğiz, terörü bitireceğiz diyen etkili ve yetkili kurum ve kuruluşlar, tüm gerçeklerle yüzleşen bir devlet anlayışı istiyorum. Bu kaçınılmaz hale geldi artık. Bu böyle gitmez.

Bu sorunu ele alıp, Kürt halkının hassasiyetlerini anlayıp, yasal ve anayasal taleplerin karşılanması ve ardından silahların susmasıyla beraber halkımızın sosyal tedavi görmesi gerekiyor. Ve bu işin muhatabı olanlar, bir an evvel bir araya gelip bu sorunu ortadan kaldırmalı. Kürt halkı ile 1000 yılı aşkın süre gelen birliktelik, birlikte yaşama kültürü daim olsun, devam etsin. Artık bu böyle gitmez.
Bu minvaldeki temenni ve dualarımızı tekrarlamaktan başka bir şey gelmiyor elimizden. Ramazan ayı öncesi birçok basın organında takip ediyor, müşahede ediyor ve okuyorduk. Kandil bombalandı, kamplar yerle bir edildi gibi benzeri haberleri 25 yıldır dinliyoruz, duyuyoruz. Ne değişti? Terör durdu mu? Hayır! Bu böyle gitmez.

Peki, bu uğraşılar neticesinde terör azaldı mı? Belki bir işlev görüyor. Bu bombalamalar, yerle bir etmeler hem Kürt, hem Türk kardeşlerimizin birbirine olan güven ve tahammülünü, birlikte yaşama azmini, kültürünü, sabrını bombalıyor yerle bir ediyor, başka bir işe de yaramıyor. Ama bu böyle gitmez.

Öte yandan her gün atılan o bombaları, o mühimmatı, mermi ve silahları üreten tedarikçiler ne âlemde? O konuyu da irdelemek gerekir. Onlar bu savaşın bitmesini isterler mi acaba? 13 Eylül sabahı bıçak gibi kesilmesini isterler mi? İstemezler… Bu böyle gitmez.

Zira o silah fabrikaları çalışmaz hale gelir. Amaçları insan öldüren malzeme üretmek olan bu kan emiciler, yeryüzünde huzur ve barış hâkim olsa kime silah satacaklar? Onca silah ve savaş teknolojisi ellerinde kalmaz mı?

Akıttığımız kardeş kanından elde ettikleri servet ile kim bilir belki bizim sahillerimizde, golf sahalarında, belki Bodrum’da özel yatları ile keyifli bir şekilde mavi yolculuklarından izliyorlardır Hakkâri’yi, Şırnak’ı, Diyarbakır ı; Doğu’yu ve Güneydoğu’yu. Bunca acı ve şiddet yeter artık! Bu böyle gitmez.

Velhasıl onların keyifle izledikleri kardeş kavgası ve savaş, bizlere dünyamızı, ülkemizi dar ediyor. Bizi kendi evlerimize hapsediyor. Yok arkadaş bu böyle gitmez!

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.