Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 18°C
Gök Gürültülü

Mekteplinin cehaleti

16.09.2019
177
A+
A-

Kadın insan sağlığına hizmet eden, sağlık personeli yetiştiren ve üniversite hocalarıyla eğitim veren, kurumun yöneticisiydi. Milli eğitim bakanlığına bağlı, anayasaya tutarlı davranan, en iyi kurumlardan biridir. Hocaların eğitim dönemi bitmiş, sıra uygulama derslerine gelmişti.
Kurumu yöneten kadın, eğitimi sayesinde bu derslere giriyordu. Açılan dönemde 24 kursiyer katılmıştı. Kuruma tarihlerini kazıyacak 24 kişi. Yanlış okumadınız! Dersleri ciddiye almayan, sürekli zorluk çıkran bir gurup yetişkin insan, hep birlikte olmuşlardı. Meşhur hababam sınıfını karalayan, ender şerefe mahsus, yüz karası insanlar. Bu insanlar birbirleriyle daha önce tanışıyorlar mıydı, yoksa burada mı tanıştılar faili meçhul!. Bilinen bir gerçek vardı ki, parmağımın ucunda sabırsızlanan o cümleyi tekrarlamak isterim. Hepsi mesleklerinin yüz karası insanlardı. Çünkü arlarında dört öğretmen, dört hemşire ve daha birçok meslek dallarından insanlar vardı. Gelin bu kurumun karşılaştığı sorunun iki yönlü doğasına bakalım. Sizi, zihninizi hazırlamaya davet
ediyorum.
Kurum yöneticisi, yalnız bir dönemde çalışıyordu. Bizim kültürümüzce onaylanmış yozlaşmanın görüldüğü bu insanlar egolarının hâkimiyetinden olsa gerek, onun yalnızlığını ve kadınlığını mı fırsat bildiler? Yoksa ahlaksal yetkeleri güçlü olmayan karşıt bir kuruluşun, şeytani ayrıntısının etkisin demiydiler? Kurum yöneticisi şöyle anlatıyordu.
“Beni üzmek ve mesleğim üzerindeki ciddiyetimi dağıtmak istediklerini gördüm. Hepsinin gözlerinin derinliklerinde, bu acımasızlık vardı. Mesleğime ve müesseseme yaptıkları terbiyesizlikte, disiplini kayıp etmiştim. Sadece ikaz etmek ve hiçbir şey yapamamak pek kolay değil. 24 kişinin aynı terbiyesizliği yapmasında, bazen kendime acaba bende mi hata var diye sorduğum oldu. 24’de 1 kişi!..Düşündüm, hayır dedim. Çünkü insanlara karşı hürmette, tevazuda ve mesleğimdeki disiplinde ilim ve terbiyede, onlardan önce yer alıyordum. Yinede hiç beklemediğim davranışları her gün kesintisiz yapmaları, mesleğimi icra etmemde keyfimi kaçırıyordu. Hiçbir dersi ciddiye almıyorlar, uygulama gösterdiğimde dalga geçiyorlar. Ders araları bitince sınıfa sokamıyorum. Kurs başladığında kullanmalarına izin verdiğim mutfak, bir harabeye dönmüştü. Kaşıklar bükülmüş, tabaklar kırılıyor, bilerek tencere, tava, çaydanlığı yakıyorlardı. Birbirlerinden aldıkları güç, yaptıkları kadar açıktı. Kurs dönemin bitmesini zor bekledim. Nihayet dönem bitti. Kendilerine en tepeden, en alta iletişimi teşvik eden bir kültür yaratmışlardı. Kurumun kendine özgü misyonu, kültürü ve tarihini sabır, kültür dağarcığımla korudum. Fakat beş ay tekrar bir kurs açmak istemedim. Sınavı kazananlarda, benden değil ama sekreterden sertifikalarını aldılar.“

Değerli okurlarım. Bütün kurumlar en iyileri bile, kesinlikle sorunlarla doludur. İster bir eğitim kurumu olsun, ister bir hastane, bir banka. Aradaki % 10 bir farkla, her şey aynıdır. Önceki yazılarımda bahsettiğim gibi, hayatınızda bir değil bir çok kez, kökleşmiş kötü ihtiyatı seçen insanlara rastlamanız, hatta yaşamak zorunda olmanız olası. Aslında onlar, isimlerinin ne olduğunu bilmeyen isimsiz şahsiyetlerdir.

Yukarıda bahsettiğim olayda, yaptıklarını bir gurur tablosu haline getiren insanlar, giderlerken kurs yöneticisine gülerek, “bizi hiç unutmayacaksınız” demişler. İnsanları katleden, sonrada sabun yapan Hitler’de unutulmadı. Ya da, yaşamı boyunca nesillerine hoşgörüyü, sevgiyi miras bırakan, ülkesini İngiliz yönetiminden, kansız eylemle kurtaran Gandi’de unutulmadı. Aradaki seçim size kalmış.
Fiziksel bedenimiz, bizi temsil etse de, aslında beden, ruhun, kalbin ve zihnin aracısıdır. Fiziksel zekâ (PO) bedendir. Bu insanların geçmişleri, geleceklerini esir almış. Oysa bedeni ruhumuza göre ikinci plana atarsak, yani vicdanımızı ön plana koyarsak, kendimizin efendisi oluruz.

Karşılaştığı önemli engeli basite indirgememiş, gerçek bir çaba güç, bilgi, tutum ve becerisini gösteren yönetici hanımı kutluyorum. Çünkü ondaki asıl güç, ahlaksal üstünlük, herkese hizmet ettiği tevazusundan kaynaklanıyor.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.