DOLAR 5,9454
EURO 6,5415
ALTIN 300,4
BIST 120.518
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 15°C
Yağışlı

SP İlçe Başkanı Tuğrul Yalçınkaya: Milli Görüş gömleği bizde kaldı

02.01.2020
325
A+
A-

Siyasi partilerin ilçe başkanlarını sayfamızda ağırlamaya devam ediyoruz. Son olarak Milli Görüş çizgisinde siyaset yapan ve yıllardır Esenler’de Milli Görüş bayrağını dalgalandırmak için çaba sarf eden, partisinin Esenler Belediye Başkan ve İstanbul Milletvekili adayı da olan SP Esenler İlçe Başkanı Tuğrul Yalçınkaya ile röportaj yaptık.

Yalçınkaya ile Yeniden Refah Partisi’nden güncel siyasi gelişmelere ve Esenler’de yürüttükleri çalışmalara kadar her konuda sorular sorduk. Sorularımızı içtenlikle cevaplayan Yalçınkaya, Milli Görüş gömleğinin kendilerinde kaldığını söyledi.

İşte Yalçınkaya ile yaptığımız röportaj:

Kanalımıza buradan abone olabilirsiniz…

Sayın başkanım güncel siyasi gelişmelerle ilk sorumu sormak istiyorum. Önce “Külliyeye çıkan CHP’li tartışması”, ardından Şehir Üniversitesi üzerinden Cumhurbaşkanı, Ak Parti ve yeni parti kuracak eski Ak Partililer arasında yaşanan tartışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tuğrul Yalçınkaya: Öncelikle hoş geldiniz. Bize güncel siyaseti değerlendirme fırsatı verdiğiniz için sizlere teşekkür ediyorum. Tabi Türk siyaseti Ak Parti siyasetinden sonra bir karakter değiştirdi ve kutuplaşma siyaseti daha çok ön plana çıktı.

Öncelikle bu demokratik ortamlarda, demokratik ülkelerde muhalefet karşısında mücadele etmek ve muhalefetin iktidar karşısında mücadele etmesi gayet doğaldır. Ancak, Ak Parti’nin son dönemlerde özellikle kendi tabanında sıkıntılar çıkışından bu yana, muhalefet partilerinin içinde tartışmalar çıkararak, muhalefet cephesini zayıflatmak gibi bir sıkıntısı var.

Tabi işin iç yüzünü detaylı bir şekilde bilmemiz de mümkün değil. Bir gazetecinin, bir gazeteciyi arayarak böyle bir görüşme var diye haber vermesi, bir gazetecinin de onu yazmasıyla ortaya çıkmış bir tartışmadır.

Görüşmüş olabilir veya görüşmemiş de olabilir. Görüşmüş olmasında biz herhangi bir sakınca da zaten görmüyoruz. Saadet Partisi olarak, Türkiye’de siyaset yapan herkesin birbirleriyle ülkeye dair bütün konuları görüşebilmelerinden yanayız. Kutuplaşma siyasetinin yok olması adına. Ki genel manada Türkiye kamuoyuna mal olmuş şekline baktığımız zaman, tekrar ifade edeyim; Ak Parti’nin siyasi karakterinde vardır.

Muhalefet cephesi içerisindeki siyasi partilerde, parti içerisinde tartışmalar çıkararak muhalefeti zayıflatmak, stratejilerinden bir tanesi olarak görüyorum. Diğer tarafta bu siyasi anlayışın devamı olarak da maalesef, gerçekten de Ak Parti içerisinde etkili siyaset yapmış, başbakanlık yapmış, dışişleri bakanlığı yapmış birisi olarak Sayın Davutoğlu’nun siyasi parti kurması olabilir ve demokratik ülkelerde bu doğaldır.

Görüş ayrılıklarına düşmüş olabilir, partisiyle ya da partisinin genel başkanı Sayın Cumhurbaşkanı ile. Görüş ayrılıklarından dolayı kendisi başka bir çizgiyle, başka bir anlayışla siyaset yapma isteği doğmuş olabilir. Bu da kalkıp bir parti kurması, farklı bir yapılanmaya girmesi gayet normaldir.

Davutoğlu’nu itibarsızlaştırma gayreti

Tuğrul Yalçınkaya: Şehir Üniversitesi tartışması Davutoğlu’nun parti kurmasının anlaşıldığı zaman ortaya çıkması da manidardır. Çünkü Şehir Üniversitesi’nin ciddi bir geçmişi vardır ve oraya tahsis edilmiş arsanın ya da binanın her neyse, tahsisinin de bir geçmişi vardır. Neden Sayın Davutoğlu parti kurmadan önce veya parti kuracağını açıklamadan önce bu olaylar dile getirilmedi? Orada bir usulsüzlük varsa, şimdiye dek dile getirilmedi de Sayın Davutoğlu parti kurmaya kalktıktan sonra dile getirildi… Bu da manidardır. Yine bu da Ak Parti’nin kendi karşısında bir rakip oluşmasın isteğindedir.

Bunun için parti kuracak insanları itibarsızlaştırma çalışması olduğunu düşünüyorum. Muhtemel olarak orada bir usulsüzlük de olabilir, olmuş olabilir. Bu anlamda eğer kamuoyu bir zarara uğramışsa bunun da telafi edilmesi gerekir. Ama Ak Parti siyasetinin yapısında, dürüst olamayan bir tavır vardır, kendisine rakip olacak herkesi itibarsızlaştırmak gibi bir anlayışı vardır. Bütün bu tartışmaları ben bu çerçevede görüyorum.

Milli Görüş Saadet’le devam ediyor

Ak Parti olsun, sonradan kurulan Has Parti olsun, sizin partiniz Saadet Partisi olsun ve şimdi de Yeniden Refah Partisi hepsi bir düşüncenin, bir misyonun partisi olmak iddiasıyla kuruldu. Hepsi de Milli Görüş’ün devamı olduğunu iddia ettiler. Gerçekten Milli Görüş çizgisindeki siyasi kadrolar hangi partide şu anda?

Tuğrul Yalçınkaya: Çok net bir çizgi çizmemiz gerekiyor. Öncelikle Ak Parti kurulurken, Milli Görüş gömleğini çıkardıklarını ifade ettiler. O zamana kadar taşımış oldukları Milli Görüş ile alakalı değerleri terk ettiklerini söylediler. Hâlâ kamuoyunda Ak Parti’nin de Milli Görüş prensipleri üzerine kurulduğunu söylemek çok ciddi bir yanılgıdır. Ak Parti kendisini Milli Görüş çizgisinde zaten konumlandırmıyor. Ak Parti’nin kurucularından, önde olan insanlarından da çıkıp defalarca bunu ifade edenler var. Sayın Bülent Arınç’ın kamuoyuna, “Milli Görüş Saadet Partisi’nde kalmıştır, biz Milli Görüşlü bir parti değiliz.” demiştir.

Sayın Cumhurbaşkanı, “Milli Görüş gömleğini çıkarttım.” demiştir. Gütmüş oldukları politika da Milli Görüş’ün tam tersidir. Milli Görüş’ün siyaset yönü İslam Birliği’ne dönüktür. Ak Parti’nin siyaset yönü Avrupa Birliği’ne dönüktür. O yüzden Ak Parti’yi Milli Görüş partilerinin arasında değerlendirmeyi ben son derece yanlış buluyorum, kendileri de zaten bunu ifade ediyorlar. Diğer taraftan, Has Parti de kurulduğu zaman Milli Görüş çizgisinde olduğunu hiç iddia etmedi zaten. Normal seküler bir anlayışla partilerini kurdular.

Hatta kendilerinin ne olduğunu ifade edemeden nihayetinde tasfiye oldu ve kayboldu gitti. Yeniden Refah Partisi’ne gelince tabi ki iddialar, ancak bu iddia yalnızca burası için geçerli olabilir; Sayın Fatih Bey’in Milli Görüş çizgisinde kendilerinin olduğunu ifade ediyor. Milli Görüş anlayışında, birlik beraberlik çok ön plandadır.

Milli Görüş, siyasi referanslarını inancından alır. Bizim inancımızda, bir görüşün başarılı olabilmesi için, birlik ve beraberlik olmazsa olmazdır. Sayın Fatih Erbakan’ın Saadet Partisi’nden ayrılmasının nedenlerine bakacak olursak, tamamen fevri ve şahsi gerekçelerle ayrıldı ve şahsi gerekçelerle kendisine bir parti kurdu. Hiçbir zaman için Milli Görüş’ün Erbakan Hoca’nın Milli Görüş’e prensip olarak belirlediği ilkelerden uzaklaştığını iddia edemedi zaten. Sadece bir tabanı olmayan, aslı olmayan; Saadet Partisi’nin birkaç parti ile seçim ittifakına girmiş olmasına Saadet Partisi’nin Milli Görüş’ten uzaklaşması olarak değerlendirdi. Yoksa Saadet Partisi adil ekonomik düzenden vazgeçmemiştir, İslam Birliği politikasından, önce ahlak ve maneviyat politikasından, yerli ve yaygın sanayi politikasından, üretime dönük ekonomiden vazgeçmemiştir. Sadece Saadet Partisi’nin Cumhuriyet Halk Partisi ile seçim ittifakı yapmış olmasından kaynaklı yersiz bir iddia. Oysa ki kendi babası olan ve bizim çok değer verdiğimiz Cennetmekan Erbakan Hoca, Cumhuriyet Halk Partisi ile koalisyon kurmuştur, Milliyetçi Hareket Partisi ile ittifak yaptı ve 91’de seçime beraber girdi, daha sonra yine bir sağ partisi olan Doğru Yol Partisi ile koalisyon hükümetleri kurdu… Yani Türk Siyaseti’ndeki bütün kesimlerle Erbakan Hoca barışıktı, Milli Görüş de barışıktır. Çünkü biz Türkiye’deki bütün siyasi partilileri, bütün kesimleri kardeşimiz olarak kabul ederiz. Farklı fikirlere sahip kardeşlerimiz olarak kabul ederiz.

Buradan hareketle Saadet Partisi’nin Cumhuriyet Halk Partisi ile seçim ittifakı yapmasından hareketle, kalkıp Saadet Partisi’nin Milli Görüş çizgisinden uzaklaştığını iddia etmek yersiz bir iddiadır, tabanı olmayan bir iddiadır. Kaldı ki Erbakan Hoca ile uzun yıllar siyaset yapan Saadet Partisi’nin büyükleri, tecrübeli insanların tamamı Saadet Partisi’nin yanında yer almıştır. Fatih Erbakan’ın bu iddiasını da ciddiye almamışlardır. Bundan dolayıdır ki Saadet Partisi’nin dışında Milli Görüş geleneğinden gelen, Milli Görüş geleneğini devam ettiren başka bir parti yoktur. Milli Görüş geleneğinden gelip, Milli Görüş geleneğini devam ettiren ikinci bir parti yoktur. Bu Milli Görüş geleneğinden gelip bu geleneği sürdüren tek parti Saadet Partisi’dir.

Merhum Erbakan bu günleri görmüştü

Tuğrul Yalçınkaya: Yine çok önemli bir şey söylüyorum, Erbakan Hoca çok öngörülü bir insandı. Bugün değişik kesimler, Erbakan Hoca’nın 20 yıl önce yapmış olduğu konuşmaları kendi aralarında büyük bir hayretle izliyor ve takip ediyorlar. 20 yıl sonra Ortadoğu’daki olayları nasıl gördüğünü. Böyle öngörülü bir insan aslında sanki vefat ettikten sonra ortaya çıkacak olayları öngörmüş gibi, bir kongrede resmen dedi ki; “ Milli Görüş’ün tek partisi Saadet Partisi’dir.
Bunun dışında kalkıp birisi ben de Milli Görüşçüyüm derse, ancak palyaçoya benzer ve komik duruma düşer.” demişti. Sanki Erbakan Hoca, Saadet Partisi dışında birilerinin çıkıp, ben de Milli Görüşçüyüm, daha iyi milli görüşçü benim diyeceğini öngörmüş de bunları söylemiş.

Ben böyle söylüyorum, öngörmüş yani Erbakan Hoca. Gerek kendi evladı olsun, gerek onun dışındaki insanların gün gelecek Milli Görüş politikalarına sarılarak ayakta kalacağını öngöreceği için bu çizgiyi çizmiş. Net bir çizgi vardır, Milli Görüş’ün kurucusu olan Sayın Erbakan Hoca’nın da ifadesi budur. Milli Görüş’ün geleneklerini devam ettirmesi açısından da bu böyledir. Saadet Partisi’nden başka Milli Görüş’ün hiçbir partisi yoktur, Milli Görüş’ü temsil eden başka hiçbir parti yoktur, Milli Görüş’ü temsil eden tek parti Saadet Partisi’dir.

Yeniden Refah bizi etkilemez

Yeniden Refah Partisi sizi ne kadar etkileyecek? Bir endişeniz var mı?

Tuğrul Yalçınkaya: Yeniden Refah Partisi’nin bizi etkileyeceğine ben inanmıyorum. Çünkü daha önce bunun imtihanını verdik. Çünkü Yeniden Refah Partisi’ni kuran arkadaşların ayrılık süreci, geçtiğimiz seçimden önceydi.

Geçtiğimiz seçimde biz, %3’ün üzerinde oy aldık. Ak Parti’nin bölünmesinden sonra aldığımız en yüksek oy oranlarından bir tanesidir. Yeniden Refah Partisi’nin kurulacağı belliydi, ayrılık süreci başlamıştı ve biz bir seçime girdik, bu seçimle Milli Görüş yani Saadet Partisi, son dönemlerin en yüksek oyunu aldı. Bu da şunu gösteriyor ki Yeniden Refah Partisi, Saadet Partisi’nin tabanını etkilemedi.

Yani Ak Parti’den Saadet Partisi’ne bir geçiş mi oldu bu ayrılık sürecinde?

Tuğrul Yalçınkaya: Ak Parti’den Saadet Partisi’ne geçiş oldu. Bundan sonrası için de Ak Parti’nin içerisinde belki Ak Parti’nin politikalarından rahatsız olan muhafazakar kesimlerde kısmen, yani öyle çok kayda değer değil ama Yeniden Refah Partisi’ne belki tevessül edebilirler. Kayda değer bir rakamda da olmaz bu. Saadet Partisi tabanından kesinlikle Yeniden Refah Partisi’ne veya başka kurulacak olan partilere oy gitmez. Taban çok çelikleşti. Uzun süredir bu mücadeleyi veren bu taban, bu saatten sonra Saadet Partisi’ni bırakıp başka bir yere gitmez.

Medyamız zayıf kendimizi anlatamıyoruz

Hem Türkiye genelinde, İstanbul ve Esenler özelinde olsun Saadet Partisi’nin (seçim sonuçları anlamında) bir varlık gösteremediğini görüyoruz. Saadet Partisi misyonunu mu tamamladı, yoksa siz kendinizi halka iyi anlatamadınız mı?

Tuğrul Yalçınkaya: Özellikle halkın bilgilenme kaynakları nedir? Medyadır. Bugün bakıyoruz medyanın çok ciddi % 85-% 95 diye ifade ediliyor, yani neredeyse tamamını iktidar kontrol ediyor. Saadet Partisi üzerinde çok ciddi bir karalama kampanyası var.

Doğal olarak geniş kitleler bundan etkileniyor. Yani birebir oturup konuştuğunuz zaman, bu etkilenme de birkaç nedene dayanıyor, birkaç tanesi Saadet Partisi’nin barajı aşamayacağı, kazanamayacağı, dolayısıyla oylarımızın boşa gideceği Saadet Partisi’nden sonra gelen muhafazakâr olarak değerlendirdikleri Ak Parti’ye oy veriyorlar.

Çok yoğun bir propaganda bombardımanının altında kalmasından dolayıdır. Son dönemlerde ciddi iftiralara maruz kaldık. Saadet Partisi’ni terörle ilişkilendirmeye çalıştılar, bunun da kısmen de olsa bir etkisi oldu. Doğal olarak bizim medya konusunda elimizde imkanlar olmadığı için yüz yüze görüşmelerle; birebir adayların, baş müşahitlerimizin, mahalle temsilcilerimizin yüz yüze görüşerek tabanımızı veya oy almaya çalıştığımız bir ortamda bunun ötesinde bir oy oranı de herhalde biraz zor. Saadet Partisi’nin misyonunu kaybettiğinden değil, Saadet Partisi üzerindeki antipropagandanın etkisiyle toplum, Saadet Partisi’nden geçici olarak uzak durmuştur.

2 kişi kalsak birimiz aday, birimiz seçmendir

Her ne kadar bağımsız aday çıkarmış da olsanız Haziran seçimlerinde vatandaş Saadet Partisi’nin Millet İttifakı içinde yer aldığınızı düşündü. En azından seçime girmeniz Millet İttifakı’nın işine yaradı yorumlarına yol açtı. Şu anda İstanbul seçimlerinde aday çıkarmanızın doğru olduğunu düşünüyor musunuz?

Tuğrul Yalçıknaya:Tabi. Saadet Partisi Milli Görüş zihniyetini temsil eder. Milli Görüş’te öyle bir anlayış vardır ki, her şart altında Milli Görüş prensiplerini belirlemiş, seçmenlerin oy vereceği bir adayı koyar. Bu temel prensiptir. İki tane Milli Görüşçü kalsa bir bölgede, bir tanesi aday olur diğeri de ona oy verir. Bu kadar net bir duruşu vardır bu konuyla alakalı. Nihayetinde geçtiğimiz seçimlerde de aday göstermemizin nedeni budur. Bir ülkenin, dünyanın hatta dünya insanlığının kurtuluşunun Milli Görüş prensipleri olduğuna inanan insanlarız. O yüzden Milli Görüş’ü temsil eden bir adayı mutlaka çıkartırız, çıkarttık. Biz Millet İttifakı’nın yanında yerel seçimlerde yer almadık. Hatta bir ittifaka girmedik. Türkiye’deki her seçim bölgesinden adaylarımızı da çıkarttık. İttifakın yanında da yer almadık. Sadece böyle bir algı oluştu. Çünkü biz ondan önceki seçimlerde Millet İttifakı’nın içinde bir seçim stratejisi, seçim işbirliği; ittifak da değil bu… İttifak şöyle olur: Ak Parti ile Milliyetçi Hareket Partisi ittifak yaptı ve tek aday çıkarttı. İttifak budur. MHP tabanıyla Ak Parti tabanının tek adaya oy vermesi, bir aday üzerinde ittifak etmesi ittifaktır. Ama biz Milletvekili seçimlerinde, Cumhurbaşkanlığı seçiminde ittifak yapmadık ki. Genel Başkanımız Sayın Temel Karamollaoğlu, cumhurbaşkanı adayıydı. Cumhuriyet Halk Partisi’nin adayı Muharrem İnce’ydi, İYİ Parti’nin adayı Sayın Meral Akşener’di, bizim adayımız da Sayın Temel Karamollaoğlu’ydu. Burada bir seçim ittifakından zaten teknik olarak söz edemezsiniz. Böyle bir ittifak olabilir mi? İttifak, Ak Parti ile Milliyetçi Hareket Partisi arasında oldu, tek adayla çıktılar.

Burada bir seçim işbirliği vardı, seçim işbirliği de yine Ak Parti ile MHP’nin, Ak Parti Hükümeti’nin çıkarmış olduğu İttifak Yasası’ndan Saadet Partisi Meclise Milletvekili gönderebilmek için bu yasadan faydalandı. Bu yasadan Milliyetçi Hareket Partisi faydalanınca doğal bir hak da, Saadet Partisi faydalanınca doğal değil mi? Onlara helal de bize neden haram oluyor? Seçim İttifakı Yasası’ndan faydalandık, ittifak da yapmadık, seçim işbirliği yaptık. Nihayetinde, normalde seçim barajına göre hiç Milletvekili çıkaramayacak olan Saadet Partisi, iki tane Milletvekili çıkardı. Kazançlı çıktık biz. Milletvekili adaylarımız da vardı, hatta ben Milletvekili adayıydım o zaman. O yüzden biz, Millet İttifakı’nın içerisinde seçim işbirliği yaparak Meclis’e girme başarısını elde etik.

Daha sonra yerel seçimlerde de bağımsız bir şekilde Saadet Partisi her bölgede kendi adaylarını çıkardı ve seçime girdi. Ben bu stratejinin de çok güzel olduğunu düşünüyorum. Çünkü Saadet Partisi, Milli Görüş aksi taktirde kendini inkar etmiş olurdu. Hiçbir yerde oy alamayacağını düşünmüş olurdu. Yerel bölgede her yerde aday çıkarmış olmasının Saadet Partisi açısından, “Biz de varız.” iddiasını ortaya koymuş oldu. Kazançlı olduğumuzu düşünüyorum.

Teşkilat bakımından en güçlü partiyiz

Bundan sonra Esenler’de hangi siyasi çalışmaları yapacaksınız?

Tuğrul Yalçınkaya: Bizim öncelikle olmazsa olmazımız, teşkilatlarımızın var olması, teşkilatlarımızın eğitimli olması ve teşkilat kadrolarımızın tamamlanması. Şu anda Esenler’de partiler içerisinde mahallelerde ve sandıklarda organize olmuş en güçlü teşkilatız. Saadet Partisi sandık başkanlarına kadar atamasını yapmış, şu anda 16 mahallenin tamamında temsilcisi olan ve yönetim kurulu olan bir parti.

Biz sürekli kendi teşkilatımızın mensuplarını, hem güncel siyasetle alakalı, hem de bilgi olarak nitelik olarak besleme çalışmalarını yaparız. Aynı zamanda Milli Görüş ilkelerini sürekli teşkilatlarımıza eğitim açısından veririz ki, donanımlı ve eğitimli bir kadro oluşsun diye. Ayrıca halkla ilişkiler çalışmalarına çok önem verdik.

Yaklaşık 6 aydır “Mahalle Buluşmaları” adı altında Esenler’de her hafta 2-3 mahallede halkla iç içe Saadet Partisi’ni anlatıyoruz. Ve bundan da geri dönüşümler çok güzel oluyor çünkü insanlar genelde seçim dönemlerinde siyasetçilerin kapılarını çaldığını düşünüyorlar.

Biz, seçim dönemi olmadığı halde kapılarını çalıyoruz. Ve bundan da geri dönüşler çok güzel oluyor çünkü insanlar genelde seçim dönemlerinde siyasetçilerin kapılarını çaldığını düşünüyorlar. Biz seçim dönemi olmadığı halde onların kapılarını çalıp dertlerini dinliyor olmamız hoşlarına gidiyor. Hakla ilişkiler çalışmalarına çok önem verdik.

Tanıtma çalışmalarına özellikle önem veriyoruz. Bu anlamda sosyal medyayı Esenler’de en iyi kullanan parti. Takip ediyor musunuz bilmiyorum ama Saadet Partisi. Biz her hafta yapılan mahalle toplantılarımızı, ilçe toplantılarımızı, yapmış olduğumuz programları sosyal medyalar üzerinde kullanırız ve geniş halk kitlesine ulaşırız. Yeni dönemde salon programlarına önem vereceğiz. Tekrar ifade edeyim bazı sandıklarda eksiklerimiz var onları tamamlayacağız inşallah. Seçmene daha rahat ulaşabileceğiz, kanalları güçlendireceğiz Esenler’de.

BölgedeİlkHaber hakkında ne düşünüyorsunuz?

Tuğrul Yalçınkaya: BölgedeİlkHaber Esenler’in ilk göz ağrılarından bir tanesidir. Duruşu, Yayın politikasını anlamak lazım. Ben BölgedeİlkHaber’i hep sevmişimdir. Ben prensip olarak da yerel medyanın güçlü olması gerektiğine inanıyorum.
Çünkü bulunmuş olduğunuz belde yaklaşık 500 bin nüfuslu bir ilçe. Anadolu’da bazen bir il ediyor. Bu kadar insanın kendi bölgesiyle, ilçesiyle alakalı bazı bilgilere ulaşması gerekiyor.

Bu da sosyal medyayla olur. Sosyal medya Esenler’in her türlü problemi Esenler’de cereyan eden olayları dile getirmez. Yerel medyaya yaklaşımım da budur. Geçtiğimiz dönemde Belediye Başkan adayıydık. Bunu yerel basınla da zaman zaman paylaştım. Kazanmış olsaydık yerel basına pozitif bir ayrımcılık yapacaktık emin olun.

Desteklemek adına yerel medyayı bunu yapacaktık. Bu anlamda BölgedeİlkHaberin iyi bir vazife yaptığını ben düşünüyorum. Tabi ki ona rağmen eksik kaldığını da düşünüyorum. Henüz bir atılım içerisindesiniz onu da görüyorum.

Bu atılımı biraz daha canlı ve aktif hale getirirseniz Esenler’de Bölgede İlkHaber Esenler halkının da tuttuğu, halkın da desteklediği bir konuma geleceğine inanıyorum. Mevcut çalışmalarınızı takip ediyorum. Sosyal medyada takip etmeye başladık. Başarılı bir çalışmanın başındasınız. Güzel bir plan ve programla Esenler’de daha güzel hizmetler verebileceğinize inanıyorum. Bu anlamda da elimizden gelen ne varsa her türlü desteği de vermeye hazırız. Yerel basın olarak Esenler’in en etkili medyasından bir tanesisiniz.

Kanalımıza buradan abone olabilirsiniz…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.