DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 15°C
Çok Bulutlu
DPT

Burada kullanılan DPT, anlamsız bir şekilde 2011 yılında kapatılan Devlet Planlama Teşkilatının kısaltılması değildir!
Burada kullanılan DPT, ekonomi siteminde üçlü sac ayağını oluşturan devlet, piyasa ve toplum tanımlarının kısaltmasıdır.
15 Temmuz darbe girişimi akşamı marketlerin durumu, ELAZIĞ depremi sonrası kiraların durumu ve son olarak corona virüsünün endemik hal alıp ülkemizde enfekte olması sonucu bazı ürünlerin fiyatının fahiş arttırılması durumu ortaya koymaktadır ki toplumsal yapıda büyük bir bozulma ve deformasyon görülmektedir.
Bırakın Müslüman toplumu, bırakın adalet için dünya tarihine kahramanlık yazdıran Türk toplumunu, medeniyetlere beşiklik eden Anadolu coğrafyasında dinli dinsiz birçok insan, insaniyet adına bunları yapmaz iken ne oldu da bu toplum bu hale geldi!
Baştan söyleyeyim, bu insanlar sayıca az olabilir ama bunların varlığı ve bu işin bulaşıcı olması önlem alınmasını ve tepki konulmasını icap etmektedir.
Burada önlem almaktan kasıt sinekler ile değil bataklık ile uğraşma gereğinin altını çizmektir. Bu insanların varlığı ve çoğalması, kalıtsal olmaktan değil, devlet mekanizmasının düzgün çalışmamasından mütevellit piyasanın bozulmasından kaynaklıdır!
Globalleşme ve batılılaşma adına devlet mefhumunu piyasaya düşürenler utansın.
Devlet adamı ve piyasa adamı başlıklı yazımda devleti piyasayı düşürenlerden bahsetmiş, kaht ı rical eksikliği konusuna değinmiş idim.
Devlet, yönetenler eli ile bozulur! Bu bozma; adalet bozularak, çifte standart uygulanarak, ehliyet ve liyakat ortadan kaldırılarak ve sistem kurma adına keyfi idarenin örfi ve veya şerri idare diye dayatılması şeklinde kendini gösterir!
Bilgi ve beceri kadar, tutumlarda başarıyı belirler! Sonuç ve süreç odaklı sistem değişikliği yerine devrimci oldu bitici kafa ile yapılan, yık yap tarzı tüm değişiklikler zamanla ters tepkilere ve alerjilere yol açmıştır, açmaktadır ve açacaktır.
Piyasa konusuna gelince kimse normal piyasa koşullarında stokçuluk ve karaborsacılık yapmaz! Bunlar var ise ekonomik dengelerde sorun var demektir. Ekonomi iyi ama bunlar var ise devletin hukuki ve iktisadi yapısında sıkıntı var demektir, daha da kötüsü toplumsal yapı çatırdamıştır!
Yeterli miktarda kolonya ve makarna var ise girdi maliyetleri artmadıkça fiyat fahiş hale gelmez. Ekonomi fahişeleri fiyat artırmak istese de normal piyasada bu kabul görmez! Hele hele devlet görevini icra ederse kimse buna cesaret edemez.
Devleti yönetenlerin devlet refleksi yerine sadece piyasa refleksi gösterip fizibilite, rantabilite, prodüktivite gibi değerlerden uzak yaptığı işler, toplumda iş bitiricilik ve kurnazlık adına kötü örnekler olma şeklinde tezahür eder, fırsatçılar ve kısa yoldan köşe dönücüler türer.
Toplum dediğimizde ilk önce temel taşı aile gelir aklımıza, sonra eğitim ve çocuklar daha sonra toplumun ekonomik yapısı akla gelir.
Boşanma artıyor, eğitim iflas ediyor, kepenkler kapanıyor ve intiharlar görülüyor ise bataklıkta üç beş sinek olan fırsatçı ve karaborsacıyı konuşmak abesle iştigal olur! Çözüme de ulaşılamaz. Toplumsal yapıyı korumak ta devletin görevidir. Kalitenin sorumluluğu üst yönetime aittir.
Toplumsal yapıyı çökertenferdi hastalıklar;benlik, tefrika, makam ve mevki hırsı, şahsi menfaat isteği, dedikodu, algı operasyonları, tembellik, ifrat ve tefrit hastalığı, tehircilik ve ümitsizlik gibi nefsi hastalıklardır.
Dış güçlerin etkisi altına girerek, onların istediği yasaları çıkartıp tatbik ederek,toplumsal yapıya hastalığın kök salması sağlanır daha sonra istediğin kadar erdem ve medeniyet dersleri ver para etmez. Yazı kalır, söz uçar. Zehir kovaları bal kovası diye taktim edilir.
Toplumsal yapıyı güçlendirmek için inanç sahibi olmalıyız. Başta Rabbimize ve bizi biz yapan değerlere inanmalıyız. İlim sahibi olup kuru bilgiden çok ilmi ile amel eden, ilmini başta insanlık ve ülkesi olmak üzere kullanmak için sürekli geliştirenlerden olmalıyız. İhlas sahibi olup vatan ve millet için fedakârlık yapmaktan kaçmama alışkanlığını iliklerimize kadar yerleştirmeliyiz.
İstişare ederek çalışmalı, ehliyet ve liyakat kavramına önem vermeli, ideallerimiz için fedakarlık yapmaktan geri durmamalıyız.
Hakkı batıla bulayan, muhafazakar demokrat ve yarım yamalak liberal anlayış ile toplumsal yapı muhafaza edilemez. Sadece demogoji ve işin lafını yapan şuursuz nesiller türer. Bozuk nesil ile ne devlet ne de piyasa düzelmez.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.