DOLAR 7,0408
EURO 8,4005
ALTIN 462,42
BIST 1091,8
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 31°C
Az Bulutlu

İŞ OLSUN DİYE İŞ YAPMAK

İŞ OLSUN DİYE İŞ YAPMAK
01.07.2020
322
A+
A-

Eleştiren, konuşan ve iş yapan tanımlaması hepimizin malumudur ve bildiği şeydir! İş yapmadan bir makama gelip çok konuşup, çok eleştirenler hiç çekilmez olur.

Zamanımızda çok konuşmak sosyallik, her şeye karışmak ve burnunu sokmak özgüven zannedilir hale geldi!

İş yapmadan konuşanlar ve eleştirenler hakkında kıssalar hikayeler bol bol anlatılır. Bunlardan en bilinenlerden biri ressam ve çırağının hikayesidir!

Usta bir ressamın öğrencisi eğitimini tamamlamış. Büyük usta, öğrencisini uğurlamış. Çırağına “Yaptığın son resmi, şehrin en kalabalık meydanına koyar mısın?” demiş.

Resmin yanına bir de kırmızı kalem bırak. İnsanlara, resmin beğenmedikleri yerlerine bir çarpı koymalarını rica eden bir yazı iliştirmeyi de unutma diye ilave etmiş.

Öğrenci, birkaç gün sonra resme bakmaya gitmiş. Resmin çarpılar içinde olduğunu görmüş. Üzüntüyle ustasının yanına dönmüş. Usta ressam, üzülmeden yeniden resme devam etmesini tavsiye etmiş.

Öğrenci resmi yeniden yapmış. Usta, yine resmi şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş. Fakat bu kez yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde boya ile birkaç fırça koymasını söylemiş.

Yanına da insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı bırakmasını önermiş. Öğrenci denileni yapmış. Birkaç gün sonra bakmış ki, resmine hiç dokunulmamış. Sevinçle ustasına koşmuş.

Usta şöyle demiş: “İlkinde, insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşılabileceğini gördün. Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı. İkincisinde, onlardan müspet, yapıcı, olumlu olmalarını istedin. Yapıcı olmak eğitim gerektirir. Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye cesaret edemedi.”

Benim bu yazıdaki asıl derdim, bu hepimize malum olan ve bildiğimiz konu değil. Asıl derdim şimdilerde iş yapmış olmak için iş yapılıyor olması ve bu iş yapmış olmak için iş yapanların bu argümanları bol bol kullanması.

Gayretli gözükerek göz boyanan, tekniğine ve kuralına uygun olmayan, hak ve hukuk gözetilmeden yapılan işleri nasıl bir iş olarak göreceğiz! Atılan taş ürkütülen kurbağaya değmiyor ise bu işler nasıl işlerdir.

Gayret hayırlı bir iştir, yalnız “gayreti dünyalık olanların” yaptığı her iş eninde sonunda hayırsızlığa yol açmaktadır! Dil düşünceden önce hareket etmemeli, düşünce ve planlama süzgecinden geçmeden de iş yapmamalıdır.

Geldiğimiz zaman diliminde, eleştirip, konuşup, iş yapmayanlardan daha beter bir kitle oluştu! İş olsun diye iş yapan, işin hakkını vermeyen, etrafı pisletip üzerine tüy diken ve bunu da marifet diye sunmaya çalışan bir kitle bu.

İş yapmadan yorum yapanların, kafa ütülemekten ve moral bozmaktan başka zararları yoktur! Bu kitle ve güruhun ise iş yapmış olmak adına yaptıkları işler; kaynak israfından tutun da kamu malına zarara, kayırmacılıktan tutun da bal tutan parmağını yalar noktasına kadar ulaşmaktadır.

“Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar. Ama o sizin kalplerinize ve işinize bakar.” Hadis i Şerif, Müslim, Birr,33. Bu hadis i şerif işlere samimiyetle bakılacağını ve işlerde samimiyet ve ihlas aranacağını bildirmekte olup her işin ve her kazanımın hayırlı olmadığını göstermektedir.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.